En Şaşkını...
En Kötüsü...
Bu güne kadar blogda Sabri için bir çok eleştiride bulunduk. Eleştiri yaparken hiç düşünmeden yerden yere vurduk. Şu günlerde hakkını vermek gerekiyor. Rijkaard geldikten sonra oynadığı oyun şimdilerde yüzümeze tokat gibi gelmekte. Sabri'yi bu performansından dolayı tebrik ediyorum. Keita ile sağ çizgiyi oldukça uyumlu bir şekilde kullanıyor. Tabi bu durumda en büyük pay Rijkaard'ın. Bu performansı geçici derseniz ona da eyvallah derim. Adın çıkmış dokuza inmez sekize...
Yarışlardan çok yarış kurallarının konuşulduğu bir sezon geride kalmak üzere. Bitime bir yarış kala Sürücüler klasmanında Jenson Button şampiyonluğunu ilan ederken takımı Brawn Gp takımlar klasmanında ipi göğüsleyen taraf oldu.
Nokta transferlerin yapılmaya başlandığı tarihtir benim için 2007' nin haziran ayı. 2000 yılının başarılı kadrosundan bu yana gerekli bölge transferlerinin yapılmaya başlandığı tarihtir. Duygusal futbol anlayışının çimler üzerindeki hakimiyetinin sona ermesi için atılan adımların ilkidir. 

Bu durum nasıl adlandırılır bilmiyorum ama bu taraftara yapılan bir ayıptır diye düşünüyorum. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
Matias Emilio Delgado... Ülkemizde klasik oyun kurucu diye adlandırılan, performansıyla çok iyi diyemeyeceğimiz fakat iyi diyebileceğimiz bir profil çizdi Delgado çoğu zaman.Çok istikrarlı diyemeyiz ama istikrar sağladığı dönemlerde hep faydalı oldu takımına.Kapasitesi düşünülerek ya da sırt numarası 10 olduğu için belki de beklentiler büyük oldu hep.Haklıydı taraftar,Beşiktaş'ın 10 numaralı formasını sırtına geçirmiş bir topçudan beklenti her zaman üst düzey olmuştur, olacaktır ve olmalıdır da.
Delgado şimdilerde sakatlığı nedeniyle oynayamıyor.Bu sakatlığı uzun sürecek, iyileşince de bir süre form tutması beklenecek yani uzayacak bu süre.Kimilerine göre ocak ayı kimilerine göre daha erken ya da geç, bir kesinlik yok yani.Formda bir Delgado 10 numaralı formasıyla ne zaman sahalara dönecek bilinmez ama galiba taraftar o günün çabucak gelmesini bekliyor.
Hani söze nereden başlasam bilemiyorum ama sanırım D-Smart'ın şifresiz diye büyük harflerle duyurduğu reklamlardan başlayacağım. Aslında kendimi bu duruma hazırlamıştım taki maçtan bir saat öncesine kadar. TNT'de verilen maç öncesi tanıtımlarda ''şifresiz'' yazısı ve üstüne basa basa söylemleri daha bir güven verdi ve tüm hazırlıklar maç saatine göre ayarlandı. Daha santra yapılmadan ''şifreli yayın'' yazısı ekrande belirince kendimi bir cafede bulmama ve maçın ilk yirmi beş dakikasına mal oldu. O andan itibaren D-Smart için söylenecek çok söz vardı ama yazılacak söz o kadar yok.
Yanlış yanlış üstüne gelince doğrulara kaçaçak yer kalmadı. Sel felaketi, hain terör saldırıları milli duygularımızı yeterince yıpratmış ve üzerine milli takımın Bosna'da aldığı beraberlik gelince işin kreması olmaktan kurtulamadık.
Son günlerde Galatasaray'ı, oynadığı güzel futbol haricinde gündeme getiren bir konu da Lincoln'dür.
Bundan bir hafta önce de yapmıştı buna benzer hareketleri Emre.Biz de geçen haftaki postumuzda vurgulamıştık Emre'nin ceza alması gerektiğini.Ama bu hareketlere sadece seyirci kalan ve bu hareketlerin devamına çanak tutan PFDK geçen hafta vermediği cezayı bakalım bu hafta verecek mi yoksa PFDK imajını zedelemeye devam mı edecek.
Dün akşam 11 de başlarken duygulandım. Oyundan alınırken de alkışladım. Kötü oyunla kazanılmış bir maçın ardından değinilmesi gereken tek nokta Tobi'yi tekrar sarı kırmızı formanın içinde o arma için mücadele etmesine tanık olmak.
Bu güne kadar blogda Sabri için bir çok eleştiride bulunduk. Eleştiri yaparken hiç düşünmeden yerden yere vurduk. Şu günlerde hakkını vermek gerekiyor. Rijkaard geldikten sonra oynadığı oyun şimdilerde yüzümeze tokat gibi gelmekte. Sabri'yi bu performansından dolayı tebrik ediyorum. Keita ile sağ çizgiyi oldukça uyumlu bir şekilde kullanıyor. Tabi bu durumda en büyük pay Rijkaard'ın. Bu performansı geçici derseniz ona da eyvallah derim. Adın çıkmış dokuza inmez sekize...
Yarışlardan çok yarış kurallarının konuşulduğu bir sezon geride kalmak üzere. Bitime bir yarış kala Sürücüler klasmanında Jenson Button şampiyonluğunu ilan ederken takımı Brawn Gp takımlar klasmanında ipi göğüsleyen taraf oldu.
S: Bizlere diyorum, takımı bırakıp giderken ne bıraktınız ? Dünya kupasına katılamamaktan başka.
Nokta transferlerin yapılmaya başlandığı tarihtir benim için 2007' nin haziran ayı. 2000 yılının başarılı kadrosundan bu yana gerekli bölge transferlerinin yapılmaya başlandığı tarihtir. Duygusal futbol anlayışının çimler üzerindeki hakimiyetinin sona ermesi için atılan adımların ilkidir. 

Bu durum nasıl adlandırılır bilmiyorum ama bu taraftara yapılan bir ayıptır diye düşünüyorum. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
Matias Emilio Delgado... Ülkemizde klasik oyun kurucu diye adlandırılan, performansıyla çok iyi diyemeyeceğimiz fakat iyi diyebileceğimiz bir profil çizdi Delgado çoğu zaman.Çok istikrarlı diyemeyiz ama istikrar sağladığı dönemlerde hep faydalı oldu takımına.Kapasitesi düşünülerek ya da sırt numarası 10 olduğu için belki de beklentiler büyük oldu hep.Haklıydı taraftar,Beşiktaş'ın 10 numaralı formasını sırtına geçirmiş bir topçudan beklenti her zaman üst düzey olmuştur, olacaktır ve olmalıdır da.
Delgado şimdilerde sakatlığı nedeniyle oynayamıyor.Bu sakatlığı uzun sürecek, iyileşince de bir süre form tutması beklenecek yani uzayacak bu süre.Kimilerine göre ocak ayı kimilerine göre daha erken ya da geç, bir kesinlik yok yani.Formda bir Delgado 10 numaralı formasıyla ne zaman sahalara dönecek bilinmez ama galiba taraftar o günün çabucak gelmesini bekliyor.
Hani söze nereden başlasam bilemiyorum ama sanırım D-Smart'ın şifresiz diye büyük harflerle duyurduğu reklamlardan başlayacağım. Aslında kendimi bu duruma hazırlamıştım taki maçtan bir saat öncesine kadar. TNT'de verilen maç öncesi tanıtımlarda ''şifresiz'' yazısı ve üstüne basa basa söylemleri daha bir güven verdi ve tüm hazırlıklar maç saatine göre ayarlandı. Daha santra yapılmadan ''şifreli yayın'' yazısı ekrande belirince kendimi bir cafede bulmama ve maçın ilk yirmi beş dakikasına mal oldu. O andan itibaren D-Smart için söylenecek çok söz vardı ama yazılacak söz o kadar yok.
Yanlış yanlış üstüne gelince doğrulara kaçaçak yer kalmadı. Sel felaketi, hain terör saldırıları milli duygularımızı yeterince yıpratmış ve üzerine milli takımın Bosna'da aldığı beraberlik gelince işin kreması olmaktan kurtulamadık.
Son günlerde Galatasaray'ı, oynadığı güzel futbol haricinde gündeme getiren bir konu da Lincoln'dür.
Caner 1 yıllığına kiralandı. Sezon sonunda bonservis alma opsiyonu da Galatasaray'da. Sol bek sıkıntısı için transfer edildi ama tam anlamıyla bir sol bek olduğu konusunda sıkıntılarım var. Daha çok hücumu seven bir sol açık gibi duruyor.
Bundan bir hafta önce de yapmıştı buna benzer hareketleri Emre.Biz de geçen haftaki postumuzda vurgulamıştık Emre'nin ceza alması gerektiğini.Ama bu hareketlere sadece seyirci kalan ve bu hareketlerin devamına çanak tutan PFDK geçen hafta vermediği cezayı bakalım bu hafta verecek mi yoksa PFDK imajını zedelemeye devam mı edecek.
