15 Kas 2010

SERDAR ÖZKAN , ADNAN POLAT / GALATASARAYLILIK DURUŞU



Galatasaray'a getirilirken Adnan Sezgin'in söyledikleri halen kulağımda. Ne gülmüştüm ama ! Şimdi neden bu denli gülüyorsun diye soranlara verdiğim cevap beni haklı çıkarsa da Galatasaray menfaatlerine ters düştüğü için keşke haklı olmasaydım da Serdar Özkan şu takıma fayda sağlasaydı diyorum.

Başkan Adnan Polat'a Keita'yı neden sattınız gibi bir soru yöneltilmişti. Dünya kupasında ki hal ve hareketleri Galatasaraylılık duruşuna yakışmadı demiş ve gönderilme sebebini kısmen buna bağlamıştı.

Geçtiğimiz günlerde adı yetkisiz menajerlik soruşturması kapsamında geçmiş ve 4 maç ceza almış bir Serdar Özkan bu davranışı ile Galatasaraylılık duruşuna yakışıyor ve takımda halen duruyorsa bu büyük bir yönetim fiyaskosudur.

Yönetimin bu tavrı Galatasaralılık duruşuna yakışıyor mu ?

VE HAGİ SERVET'E GÜVENDİ.....


Acı ama gerçek bir Galatasaray taraftarı nasıl utanır başını yere eğer dün akşam şahit olduk.
Hayatında annesi babası öldüğü zaman bile gurur yapıp ağlayamayan , ağlamayan bu insanlar bu takımın halinden oturup ağlar olmuştur.
Galatasaray Spor Kulübü dün akşam itibari ile belki de tarihinin en kötü sezonuna imza atmıştır.
Elimizde ki değerleri hiçe sayarak ben sabote ediliyorum diyen bir teknik direktörü gönderip onu sabote edenlere göz yuman Galatasaray Yönetim Kurulu şimdi aynı futbolcuların kendilerini sabote ettiklerini alenen görmüşlerdir .
‘’Ne yazık ki: İFLAS ETTİK ‘’ demeye yüzleri yoktur.
Topu atacak kimse de yoktur.
Birbirlerini karalamaya başlayan tavırlarla Galatasaray Camiasına ve TARAFTARA yaptıkları haksızlıkları örtemeye çalışmaktansa çözüm üretebilmeye bakmalıdırlar.
Ne manidardır ki ,Teknik Direktör Hagi’nin maçtan sonra ki söylemleri giden (gönderilen servete güvenmediği için)teknik direktör gibi bu takımı sabote edenler var demiştir .
Devre arası gelmesine gerek yoktur hocasının güvenmediği adama biz baştan beri güvenmiyoruz .Dışarıda ki taraftardan korkan futbolcu istemiyoruz.
Gidin kardeşim bu takımı ve takımına güvenenleri rahat bırakın .
Hayatında annesi babası öldüğü zaman bile gurur yapıp ağlayamayan , ağlamayan bu insanlar bu takımın halinden oturup ağlar olmuştur.
Bunun suçluları kimse veya kimlerse gitsin.
SERVET PAŞA sana hiç kimse güvenmiyorrrrrrrrrr……
O formayı onurunla bırak ve nereye istersen git.
HAKETMEYEN O FORMAYI ÇIKARSIN BEYLER..

MİLYON DOLARLIK BEBEKLER



Topa müdahale yapmaktan aciz, her an bir yeri incinecekmiş gibi duran, ''mahalle ağzı ile'' kız gibi top oynayan bir çok oyuncu var Galatasaray'da. Tek suçlu ilan edilen Rijkaard gönderilirken düşündüklerim neyse şimdiki düşündüklerim de odur. Asıl gönderilmesi gereken Rijkaard değil, ona ihanet eden, Galatasaray'a ihanet eden, taraftara ihanet edenler demiştim. Şu bir kaç yılda herkes gitti ama başarı yine de gelmedi. Şimdi o hiç gitmeyenler gitmeli.

10 Kas 2010

10 KASIM


Ekim 2007, İzmir.

Alsancak’ın en meşhur dövmecisi Köprüaltı’na gençten biri girer, kolunu sıyırır, dirseğine doğru Mustafa Kemal’in imzası vardır, bir bankada çalıştığını, bu dövme yüzünden işten atılmakla tehdit edildiğini anlatır, tırsmıştır, ekmek parası filan diye ağlar, “silin” der.

*

Hep söylerim, ekmek parası diye ağlayanın maaşını, tavuk gibi buğdayla ödeyeceksin!

*

Adeta bomba düşer dövmeci dükkânına... “Bu gördüğün eller Atatürk’ü yazar, Atatürk’ü silmez” deyip, kapı dışarı ederler. Ve, internet sitelerinden alenen duyururlar: “Ey ahali, madem öyle işte böyle, bugünden itibaren burada, Atatürk’ün imzası bedava!”

*

İlk kim, nerede yazdırdı bilmiyorum ama, Atatürk imzasının furya haline gelmesinin miladı, bu olaydır.

*

Bir ödlek geri adım attı...
On binlerce cesur öne çıktı.

*

Atatürk’e sövme modası...

Dövme modası yarattı.

*

Köprüaltı örnek oldu, İzmir’de yapılan Atatürk dövmesi, 50 bini aştı. Yetişemiyorlar, her gün 30-40 kişi kazıyor vücuduna... Omuzuna, bileğine, iman tahtasına, kalbinin üstüne... Doktor var, avukat var, öğrenci, dekan, ev kadınları var. İstanbul’da patladı... Ankara, Antalya, Bursa, Trabzon, Muğla, Eskişehir dövmecileri artık neredeyse sadece bu imzayı kazıyor. 29 Ekim’lerde, 10 Kasım’larda Mustafa Kemal için ücretsiz çalışan 200’ün üstünde dövmeci var.

*

Dini gerekçelerle dövme yaptırmayan, otomobiline yapıştırıyor. Taksilerin camlarında... Motosikletine, hatta, bebe arabasına yazdıranı görüyoruz. Atatürk imzalı küpe kulaklarda, rozet yakalarda.

*

Ölümünün üzerinden taaa 72 sene geçtikten sonra, hiç tanışmadığı, hiç görmediği insanların bedenine imzasını atan bir başka lider var mı dünyada?

*

Neymiş, işten atarlarmış...
Bizim işimiz Atatürk.

*

Memleketimin güzel kadınları, giydirin çocuklarınızı güzel güzel, doğum günüdür bugün... Çünkü, her 10 Kasım, aslında 19 Mayıs’tır... Cumhuriyet dediğin, korkak babalar tarafından kaybedilir, yürekli evlatları tarafından geri alınır.

Mustafa Kemal, ilebelet payidardır.

YILMAZ ÖZDİL-HÜRRİYET-10 KASIM 2010

9 Kas 2010

ZİRAAT TÜRKİYE KUPASI GRUP 1. MAÇLAR


ZİRAAT TÜRKİYE KUPASI GRUP 1. MAÇLAR

09 KASIM 2010 SALI
MP ANTALYASPOR A.Ş.
GAZİANTEPSPOR
MARDAN ANTALYASPOR
19:00


BUCASPOR
YENİ MALATYASPOR
ALSANCAK
19:00


MKE ANKARAGÜCÜ
FENERBAHÇE
ANKARA 19 MAYIS
20:00 (TRT 1 NAKLEN)


10 KASIM 2010 ÇARŞAMBA
BURSASPOR
KIRIKHANSPOR
ATATÜRK
19:00


KONYA TORKU ŞEKERSPOR
MANİSASPOR
RECEP KONUK TESİSLERİ
13:30


GALATASARAY A.Ş.
DENİZLİSPOR
ALİ SAMİ YEN
20:00 (TRT 1 NAKLEN)


11 KASIM 2010 PERŞEMBE
BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESPOR
KASIMPAŞA
ATATÜRK OLİMPİYAT
13:30


GAZİANTEP BŞ BLD.SPOR
BEŞİKTAŞ A.Ş.
KAMİL OCAK
20:00 (TRT 1 NAKLEN)

6 Kas 2010

90/10 KURALI


Ailenizle kahvaltı yapıyorsunuz. Kızınız, kahve fincanına çarpıyor ve bir fincan kahve gömleğinizin üzerine dökülüyor.Biraz önce olan olay üzerinde hiç bir kontrolünüz yok. Sonradan olacaklar ise sizin davranışınıza göre belirlenecek.
Lanet ediyorsunuz. Kahveyi üzerinize döktüğü için kaba bir şekilde kızınızı azarlıyorsunuz. Kızınız üzülüyor ve ağlamaya başlıyor.
Kızınızı azarladıktan sonra eşinize dönüyor ve kahve fincanını masanın kenarına çok yakın koyduğu için eleştiriyorsunuz. Bunu kısa bir sözlü tartışma takip ediyor.Öfkeyle üst kata çıkıyor ve gömleğinizi değiştiriyorsunuz.
Aşağıya indiğinizde kızınızı, ağlamaktan dolayı kahvaltısını bitirememiş ve Okul için hazırlanamamış bir halde buluyorsunuz. Kızınız otobüsü kaçırıyor.
Eşinizin ise gitmek için hemen çıkması gerekiyor. Hemen aceleyle arabanıza koşuyorsunuz ve kızınızı okula bırakmak üzere hareket ediyorsunuz.
Geç kaldığınız için .saatte 30 mil hız sınırlaması olmasına rağmen saatte 40 mil hızla gidiyorsunuz. 75 dakikalık gecikmeden ve hız limitini aştığınız için ödediğiniz 60$ trafik cezasından sonra okula ulaşıyorsunuz.
Kızınız size ‘Hoşçakal’ demeden binaya koşuyor.Ofise 20 dakika gecikmeyle geliyorsunuz ve evrak çantasını evde unuttuğunuzu anlıyorsunuz. Gününüz korkunç bir şekilde başladı!
Devam ettikçe, kötüleşiyor, daha da kötüleşiyor sanıyorsunuz.’ Eve gitmeyi dört gözle bekliyorsunuz. Eve ulaştığınızda eşiniz ve kızınızla olan ilişkilerinizde araya sıkıştığınızı sanıyorsunuz.
Neden? Sabahleyin nasıl tepki verdiğinize bağlı olarak!
Neden kötü bir gün geçirdiniz?
A) Kahve sebep oldu
B) Kızınız sebep oldu
C) Polis sebep oldu
D) Siz sebep oldunuz
Cevap ‘D’şıkkı. Kahvenin dökülmesinde sizin bir kontrolünüz yoktu. .Sizin gününüzün kötü geçmesine o 5 saniye içindeki davranışlarınız sebep oldu.Olabilecek ve olması gereken ise şöyleydi.
Üzerinize kahve sıçradı. Kızınız ağlamak üzere. Siz nazikçe ‘Tamam tatlım, bir ahaki sefere biraz daha dikkatli olman gerek’ diyorsunuz.
Havluyu kaptığınız gibi üst kata çıkıyorsunuz. Gömleğinizi değiştirip, evrak çantasını aldıktan sonra aşağıya iniyorsunuz ve aynı anda pencereden kızınızın otobüse bindiğini görüyorsunuz. Kızınız geri dönüp el sallıyor.
Siz ve eşiniz işe gitmek için birlikte çıkmadan önce öpüşüyorsunuz. 5 dakika önce ise geliyorsunuz ve çalışma arkadaşlarınıza neşeli bir şekilde selam veriyorsunuz. Patronunuz ne kadar güzel bir günde olduğunuz hakkında konuşuyor.
Farka bakın! İki farklı senaryo, ikisi de aynı başladı. İkisi de farklı bitti. Neden? 90/10 sırrı inanılmazdır! Çok azımız bunun farkındadır. Sonuç?
Pek çok insan gereksiz yere stresten, dertlerden, problemlerden ve baş ağrısından acı çekmektedir. Bu sır nedir?
Hayatın %10'u, sizin başınıza gelenlerden oluşur. Hayatın diğer %90'ına ise sizin bu başınıza gelenlere bakışınıza ve nasıl davrandığınızla karar verilir.
İnsanlar anlamsız şeyler söyler ve yaparlar. İnsanlar hasta olurlar. Arabalar bozulurlar. Uçaklar geç kalır ve bütün planlarımızı alt üst ederler.Trafikte bir sürücü canımızı sıkabilir v.s.
Bu %10'luk kısım tamamen bizim kontrolümüz dışında gerçekleşir. Diğer %90'lık kısım farklıdır. Diğer %90'lık kısmı siz belirlersiniz.
Nasıl olaylara bakışınıza, yaklaşımınızla! Nasıl tepki verdiğinize bağlı olarak.Gerçekten olanların %10'unda hiç bir kontrolünüz yok. Diğer %90'ı ise sizin tepkinizle belirlenir.
ALINTI
ACABA BU FUTBOLDA MEVCUT MU?
TAMAM TATLIM BİR DAHAKİ SEFERE BİRAZ DAHA DİKKATLİ OL BU ŞEKİLDE GOL YEME YADA GOLÜ KAÇIRMA VE MUTLU BİR 5 İNCİLİK 3.CÜLÜK 8 CİLİK :):)

''FUTBOL BASİT BİR OYUN DEĞİLDİR''


Futbol basit bir oyun değildir.
Başlığı gören bütün arkadaşlar mutlaka şunu söyledi; Bu da laf mı?
Futbol basit bir oyundur işte ama söz sahibi Rahmetli Jupp Derwall olunca bende olduğum yerde kaldım.
Bu iş için prof. olmaya gerek yok ama yazı yazanlar, çizenler, ahkam kesenler yada bunları yapan kaç kişi topu penaltı noktasına dikip bir şut çekti kaleye ?
Var gücüyle şut çeken bir gazeteci arkadaşın topu yuvarlanarak gider kaleye.
Kaçımız küçücük bir mahalle takımı kurduk,yönettik,futbolcuyu besledik, ikamet ettirdik, başına hoca bulduk,demirci de kale direği yaptırdık ,tarlayı düzeltip çimlendirdik kurumasın diye suladık(bizim işimiz değil ustaları var bu işlerin)?
Yada dünya yıldızı getirdik ama kimyası uymadı diye milyon dolarlarımızı yedek kulübesinde beklettik.
Kulüp başkanından fazla kazanan bir futbolcuyu gece hayatından yada lüks yaşamdan antrenman sahalarına getirebildik.
Evet evet biz yaptık hepte örnek oldu bize mahalle arasında (araba az veya yokken )
taştan kale yapıp çakma adidas topumuzla gazozuna maç yaptık ve bunun üzerinden dedik ki futbol basit bir oyun. Kaleleri kur,içinden topu geçir. Hatta topu olan çocuk kötü futbol oynasa bile takıma alınmak zorunluluğunda olan bir mantıkla.
Günümüz futbolu bu kadar basit değil galiba. Halı sahalar var, orjinal toplar var ve milyon dolarlık futbolcunun (işi bu olan) kale çizgisinde kaçırdığı golü sen kaçırdığın zaman arkadaşlarından yediğin fırça ve maç sonu kritikleri var.
Sonucunda bir kilo baklava yada gazoz olsa bile olan hırs var.
SONUÇ OLARAK :Ünlü Hollandalı futbolcu Johann Cruyff demiş ki:
"futbol basit bir oyundur, ancak en zoru basit oynamaktır." Yani basit oynamak bile zor olan bir oyunsa futbol, milyon dolarların konuşulduğu galibiyet beraberlikler dünya paraların verildiği ve en iyisi de herkesin bildiği FUTBOL BASİT BİR OYUN MUDUR?

5 Kas 2010

TUGAY 11 YIL SONRA YİNE TRABZON'DA



Aktif futbolculuk kariyerinde mütevazı kişiliği ile gönülleri fetheden, sahada çalışkanlığı ile futbolun gerektirdiklerini yapan, Galatasaray'ın efsane ismi olmayı başaran Tugay Kerimoğlu Galatasaray forması ile en son 25.04.1999 tarihinde Hüseyin Avni Aker stadına çıkmıştı. O gün Galatasaray maçı 0-3 kazanmış, Goller, Okan,Arif ve Hakan'dan gelmişti. Tugay Trabzon'a götürülmüş fakat forma şansı bulamamıştı. Kulübedeydi.



07.11.2010 Tugay Kerimoğlu yine kulübede. 11 yıldan fazla olmuş. çok uzun bir zaman dilimi. Ama bu kez Teknik Direktör Yardımcısı rolünde. Yani yine işin içinde.

11 yıl önce net bir skorla ayrılan Galatasaray kim bilir yine Tugay'ın olduğu bir Trabzonspor deplasmanından net skor olmasa da 3 puanı getirecek bir skorla ayrılır.

En üstteki fotograf milliyet arşivden.

DE LA RED FUTBOLU BIRAKTI



Futbol yaşamına Real Madrid alt yapısında başlayan De La Red 25 yaşında kalbine yenik düştü.

30 Ekim 2008 tarihinde Real Union ile oynanan İspanya Kral kupası maçının 13. dakikasında bir anda yere yığılmış ve oyunu terk etmek zorunda kalmıştı. O tarihten bu yana 2 yıl geçti. Yapılan tüm tedavilere rağmen doktorların futbol oynaman sakıncalı raporundan sonra gözyaşları içinde aktif futbol hayatına son verdiğini açıkladı.

4 Kas 2010

SPEEDY GONZALES HALT ETMİŞ



Hızlı Gonzales'i bilmeyenimiz neredeyse yoktur. Oldukça hiperaktif ve hızlı bir faredir. Tutabilene aşk olsun. Theo Walcott'un hızını bilirdim ama dün öyle bir depar attı ki rakibinin solundan geçerken Wilma kasırgası etkisi yarattı.

3 Kas 2010

KAZIN, BİR GÜN SİZİN İÇİN DE KAZAN OLACAK



Kazıyoruz, öyle bir kazıyoruz ki anasını bile ağlatıyoruz. Ne görevimizi biliyoruz ne de görevini yapanlara saygı gösteriyoruz. Vuruyoruz belden aşağıya. Hadım edinceye kadar da bırakmıyoruz.

Gelenleri karşılamak için binlercemiz akın ediyor hava limanına. Omuzlara alıyoruz. Sesimiz kısılıncaya kadar bağırıyoruz. Sarılıyoruz boynuna, sensin diyoruz, o bu diyoruz. Kumdan zincirlerle bağlanıyoruz. Oysa ki Bir sel yada küçük bir yel koparabiliyormuş bağlarımızı.

Son üç/beş yıl içerisinde gelen teknik diretörleri bir hatırlayalım. İsmini dünyanın en büyük kulüplerine geldiği zaman öğrendiğimiz adamları kendi ülkemizde görmek ne kadar çok kişiyi rahatsız ediyormuş meğer. Alttan yaktıkları ateşe ne kadar çok odun atıyorlarmış böyle. Düşüncelerini kaleme aldıkları zaman yada dile getirdikleri zaman bahsettikleri kişinin ne kariyeri önemli onlar için ne de karakterleri.

İstemiyor muyuz, yaptıkları doğrular kanımıza mı dokunuyor, çıkarımızı mı zedeliyor, kazalım kuyusu atalım içine kapatalım kuyuyu. Bu işi profesyonelce yapan o kadar çok boş boğaz var ki birinden kurtulsalar diğerinden kurtulamıyorlar.



Neden hep bu adamlar kurban ? Bu kadar basit mi Rijkaard'ı, Schuster'i eleştirip sıradan birisiymiş gibi davranmak. Onların bulunduğu konumda olmak için yapmayacakları olmayan kişiler o konuma onları layık göremeyip kanatırcasına vurmayı nasıl eleştiri olarak görebilirler. Rijkaard'ın yada Schuster'in takımlarına bir şey katmadıklarını nasıl söyleyebilirler.

Gelmesin abi bu tarz adamlar bu ülkeye. Bize çok fazla geliyorlar. Biz sindiremiyoruz. Beceremiyoruz onlarla bir arada yaşamayı. Biz alışık değiliz. Başka bir örnekleri yok bizde.

1 Kas 2010

PABLO AİMAR



Zaman zaman Aimara'a yer veriyoruz. Nasıl bir futbolcu olduğunu hatırlatmaya bile gerek yok diye düşünüyorum. Bu hafta adına yakışır son derece şık bir gol attı. İyi seyirler.
Video için devama tıklayın.

Video için : http://www.slbenfica.pt/Videos/videos_benfica.asp

ALİ TURAN ,MİSİMOVİÇ BU MUDUR?


30 EKİM 2010 Galatasaray Antalya spor maçını Ali Sami Yen de izleme fırsatı buldum.
Maçın ilk yarısında serkan Kurtuluş sakatlanarak yerini Ali Turan a bıraktı.
bu dakikadan sonra sağdan saldıran sabri nedense Ali nin yanına çaıklıdı kaldı sanki
galiba güvenilmediği için ileri çıkamaz oldu.
arkasından devre arası ve ikinci yarı ve Antalya spor un golu bütün takım ofsayt beklentisinde fakat ofsaytı bozan bir isim Ali Turan .
Bu arkadaş yarım sezon top oynamayınca top aynamayı unutmuşa benziyor ama ne hikmetse hala o kanatta yer buluyor.
Bunun yanında çıplak gözle izlenince toptan kaçan insiyatif alma yetisi kullanmayan
ve her topu ayağından hemen çıkarma çabasındaki bir Misimoviç zaten tuttuklarınıda kaybetti.Şu söylenebilir Hakan Balta ağır kalınca ona yardımdan ileriye çıkmadı denilebilir mi diye düşünülür.
Yaptığı bir plase vuruş çok az farkla dışarı çıktı ve maçın son anlarında Pino nun al da at dediği pozisyonda topu Ömer e nişanladı ve mutlak gol kaçtı.
90 larda Antalya spor un şansızlığı Galatasarayın şansı Ali Zituninin kaçırdığı pozisyon gol olsa bu günlerde bu iki adam çok tartışılıyor olacaktı galiba..
skor 2-1 olunca bunların çoğu konuşulmuyor ne hikmetse..
tribünlerde küfür olmaması beni çok mutlu etti ve bu günkü gazetelerde çıkan Ömer in demeçleri hayret verici sadeece Ömer e top gelince Tribünler ıslıkladı ee deplasmanda bu olabilen şeyler ama küfür yoktu.

28 Eki 2010

KAPTAN 2013'E KADAR UZATTI



Galatasaray'ın kaptanı Arda Turan sözleşmesini 2012-2013 sezonunun sonuda kadar uzattı. Adnan Polat'ın Arda için önemli planlarım var dediği akıllara geldi. Hep beraber izliyoruz.

26 Eki 2010

ASIL BEKLEYEN TEHLİKE NE ?


Öyle bir zamanda geldi ki takımın başına, ''Söz konusu Galatasaray ise düşünmenin bir anlamı yok'' cümlesini aklıma getirdi. Derbi öncesi takım bir enkaza dönüşmek üzereyken elini taşın altına koymak kopma pahasına bile olsa Hagi'nin göze aldığı bir durumdu. Galatasaray sevgisi takımdaki potansiyeli bildiğim için geldim sözlerini çoktan geride bırakmıştı bile.

Açık konuşmak gerekirse Galatasaray'ın Kadıköyde üst düzey bir mücadele sergileyeceğini düşünmüyordum. Rijkaard gitti takım böyle oldu diyenlere sadece selam ederim. O kadar... Çünkü yok böyle bir şey. Teknik ekip değiştirmenin takıma farklı bir hava kattığına hep inanmışımdır. Takımı bu derece değiştiren tabi ki sadece Hagi'nin takımın başına geçmesi değil. Buna bağlayamayız. Sadece küçük bir etkisi oldu diyebiliriz.

Derbinin böyle bir zamana denk gelmesi Galatasaraylı oyuncular için belki de bir şanstı. Yaşanan bu kaos ortamı derbi haftası değilde bir Anadolu takımına karşı oynanacak maç öncesi olmuş olsaydı ve Hagi derbi öncesi değilde bu maç öncesi gelseydi Galatasaray'ın bu denli mücadeleci bir oyun sergileyebileceğine inanmıyorum. Derbi bu yüzden Galatasaray için bir diriliş mücadelesi oldu.

Hepsi yaşandı ve geride kaldı. Kadıköy'de oynanan oyun, skor ne olursa olsun Galatasaray ve taraftar için sevindiriciydi.

Bana göre derbiden daha önemli bir sürece girdi Hagi ve öğrencileri. Fikstürün en zor haftaları geldi çattı. İlk Antalyaspor maçı var. Antalya takımı çok koşan direnç gösterebilen bir takım ve sıralama itibari ile Galatasaray'ın üstünde. Galatasaray bu maçı kazanmak için Fenerbahçe karşısına çıktığı oyun planıyla çıkmayacak. Hagi'nin bu maçta sahaya yansıtmak isteyeceği sistem Galatasaray'ın geleceği için daha net fikir sahibi olmamızı sağlayacak. Unutulmamalı ki Anadolu takımlarının hemen hemen hepsi Galatasaray'ın Fenerbahçe karşısında oynadığı sistemle oynuyor. Sert, çok koşan, rakibi döndürmeyen ve yenilmeme adına ne gerekiyorsa onu yapan sistemle oynamaya çalışıyorlar. Antalyaspor maçı belki de gelecek için derbiden daha önemli.

Antalyaspor maçından sonra bir başka derbiye çıkacak Galatasaray. Trabzon'a gidecek. Trbazonspor seyircisiyle birlikte tam bir deplasman. Oradan çıkmak kolay değil. Galatasaray'da sakatların bir çoğu bu maça hazır olacaklardır. Hagi sakatların takıma dönmesinden sonra oyun sisteminde değişiklik yapmak zorunda kalacak. Trabzonspor karşısındaki stratejisi Fenerbahçe maçındakine benzer olacak. Kazanmak için gidecek ama kaybetmemek için de elinden geleni yapacak.

Trabzon deplasmanından sonra Ali Sami Yen'de Manisaspor'u ağırlayacak. Manisaspor'da yaşanan kan değişikliğide son haftalarda takımda olumlu havalar estirmeye devam ediyor. Galatasaray'ın biraz daha rahat olacağı bir maç.

Kayseri deplasmanı Anadolu takımlarının en acımasız takımlarından birisi. Fenerbahçe ve Beşiktaş eli boş ayrıldı bu deplasmandan. Hagi'nin büyük imtihanlarından birisi daha.

Ve Beşiktaş derbisi. Bence zurhanın son deliği. Haftalar var daha. Herkes böyle düşünüyor. Şöyle biraz geriye dönelim; Antlayaspor,Trabzonspor,Manisaspor,Kayserispor ve Beşiktaş maçları arka arkaya. Yani bir hafta derbi bir hafta Anadolunun en sağlam takımları.

Hagi gerçekten öyle bir zamanda geldi ki bırakın taşı, dağların tepelerin altına koydu elini. Galatasaray bu haftalardan ağır yaralar almadan çıkabilirse hiç açılmamış tünellerden bile ışık görünebilir.

Bu zorlu haftalarda bir çok şeyden fedekarlık edip zor günde takımın başına geçmeyi kabul eden Hagi ve Tugay'a başarılar dileriz.

25 Eki 2010

YA 3 PUAN ALSAYDIK



Resim Bordeaux maçından sonra Sabri'nin taraftara üçlü çektimesinden. O gün ki üçlüyü anlarım. Son saniyede gelen golle yer yerinden oynamıştı. Dün akşam Fener maçından sonra taraftar Sabriyi çağırdı ve üçlü çektirtti. Ama bu üçlüyü anlayamadım. Galip gelmiş olsak mantıklı bir açıklama kabul edilebilir ama Fener'den alınan 1 puana bu denli sevinmek çok manidar. Hagi'nin dediği gibi biz GALATASARAYIZ.

MASKELİ BALO


1 hafta önce yatan bir defans koşmayan bir takım kırmızı kart görmek için yalvaran futbolcular. Bir hoca gider digeri gelir sihirli değnek dokunur.
1 hafta sonra aynı defans en az hatayla oynuyor..
BEYLER MASKELERİ ÇIKARALIMMM...
Hagi ile ayrı düşünce yine takarız hesabı...

23 Eki 2010

HAGİ GİBİ EMEKLİYE CAN KURBAN





Derbi öncesi biraz havaya girmek gerekiyor. İşin sırrı burada. Hagi'nin yeniden takıma katılmasıyla umarım bizim oyuncularda hava girer ve bu kez olur. İnanmak zorundayız.

Video linki burada.

BİR BAŞKAN, TEKNİK ADAM, BİR TERCÜMAN

Dün akşam Ntvspor'un konuğu Rijkaard'ın tercümanlığını yapan Mustafa Yücedağ'dı. Söylediklerinden sonra bu satırları çok uzatmaya gerek yok. Galatasaray'ın içine düştüğü durumu net bir şekilde açıkladı. Özellikle en çok merak edilen transfer konusuna açıklık getirirken seçtiği kelimelerin oluşturduğu cümleler Başkan Adnan Polat'ın söylediklerini tam tersiydi.

Başkan, tüm transferlerin Rijkaard'ın onayından sonra alındı derken, Mustafa Yücedağ Rijkaard'ın listesinden hiçbir oyuncu Galatasaray'ın kadrosunda yok dedi.

Önemli bir diğer açıklamada, Galatasaraylı oyuncuların Rijkaarda ihanet ettiği oldu. Yücedağ,'' Bu futbolcular galiba Galatasaray'da oynadıklarının farkında değiller. Galatasaray kulübü dediğin zaman duracaksın. Saha içerisinde Rijkaard'ın dediklerini yerine getirmediler. Savaşmadılar ve her zaman böyle devam ettiler'' dedi.

Yücedağ'ın söylediklerinden de anlaşılıyor ki futbolcular Rijkaard ile çalışmaktan memnun değillermiş.

Şimdi Galatasaray kulübü Başkanının söylediklerine mi inanalım, transfer listesini gördüm diyen Rijkaard'ın tercümanının söylediklerine mi ?

Daha bir kaç post geride hem transferlerin Rijkaard transferi olmadığını, hem de futbolcuların evlilikte Rijkaard'a ihanet ettiğini yazmıştık.

Tüm bu yaşananlardan sonra Rijkaard'ın gönderilmesi haklı bulanlar Mustafa Yücedağ'ın konuşmasından sonra kimi haklı bulacaklar merak ediyorum.

22 Eki 2010

SENLE 5 YIL AVRUPA'YA GİTMEMEYE RAZIYDIK


''Rijkaard Galatasaray'da'' başlığı manşetleri süslerken uzun yıllar sürecek bir evliliğin yüzükleri takıldı diye düşünüyorduk. Galatasaray'ın vizyonu bu diye sesimiz çıktığı kadar bağırmıştık.

Galatasaray'a gelenler, Galatasaray ruhuna sarılmak zorundadırlar diye sahte olan ruhun peşine sürüklendi şimdiye kadar. Rijkaard'ın planları arasında o sahte ruha yer yoktu. O'nun içinde başarılar getirecek ruh zaten saklıydı. Tembelliğe alışmış ruhları diriltmek için zamana ihtiyaç vardı ama Galatasaray bu kadar sabredebildi.

Gidişinin arkasından onlarca şey söylenebilir ama gidişine neden olanlardan bahsetmek daha doğru olur. Çünkü onlar çöreklendikleri yerden kalmıyorlar. Rijkaard ve ekibini gönderdiniz, Hagi ve ekibini getirdiniz. Mecbur kaldığınız için Hagi ve ekibi geldi. Şimdi beyaz bir sayfa açılacağını mı düşünüyorsunuz ? Doğruya Hagi sinirli değneğiyle geldi. Dokunduracak ve içerideki ruhsuzlar topluluğu, sahte ruhlara sarılmış göz boyayıcılar birden bire değişecek.

Aslında Hagi en iyi zamanda geldi Galatasaray'a. Hafta sonu derbiden hezimetle de ayrılsa kimse kalkıp Hagi'yi yada Tugay'ı suçlamaz. Doğru zaman. Kesinlikle doğru zaman.

Şimdi yakıştı mı sizlere, bu evlilikte Rijkaard'a ihanet etmek.

21 Eki 2010

imza töreni :)


"Galatasaray Profesyonel Futbol A Takımı Teknik Direktörlüğü’ne Gheorghe Hagi, yardımcılığına ise Tugay Kerimoğlu getirilmiştir.

22 Ekim Cuma günü saat 15.30’da Florya Metin Oktay Tesisleri Turgay Vardar Basın Odası’nda yeni teknik direktörümüzün imza töreni yapılacaktır.

Galatasaray Sportif AŞ."

welcome home - WE LOVE YOU HAGİ



inşallah bir daha telefonun paltosunun cebinde olduğunu unutmaz.
(taraftarı ve Anadolu halkını suçlamaz)

inşallah Servet Bey e güvenir
(ve arka kapıdan gönderilmez .)

inşallah Aslantepe de zaferlere imza atar.
(Uefa kupasını aldığı günleri hatırlatır takıma ve bize)

inşallah insanlığını ve kişiliğini yansıtır.
(adam gibi adamların harcanıp gittiği bir mevkiide olduğunu unutmaz)

inşallah Hagi sözleşmesinden önce gitmez.
(giderse de yanında onu getirenleri de götürsün)

inşallah evine geldiği için mutludur .
(çünkü biz onun bizim evimize gelidiği için mutluyuz)

WELCOME HOME
I LOVE YOU HAGI

COMANDATE

20 Eki 2010

36. ve 90 + BURSA



Evet Bursa sporumuz MU a yenilebilir hatta deplasmanda fark yiyebilir.
2009-2010 yılı süperlig şampiyonu ve şu an itibari ile na maglup lider
spor toto süper ligde ama MU a karşı ilk ve hatta tek diyecekken 90+ da bi daha oldu
yazı kafamda oluşurken oldu
36. dakikada Ali Tandoğan sol ayağı ile amiyane tabiriyle uyduruk bir şut çekiyor ve tabi yuvarlana yuvarlana aut ve 90+ da svensson un şutu kalecide kaldı.
Bu mudur lig lideri ve şampiyonumuzun hali
o zaman Milli takıma niye kızıyoruz ki
bizim futbolumuz koşmadan durarak oynamak üzerine mi kurulu acaba
yine de başarıdır MU a 1-0 maglup olmak mıdır mantık
şansımız ilk yarı fark olmadı
Timsahların gücü bu kadardır .
Takımımız elinden geleni yapmıştır.
ve ne yazik ki Ülke puanlarımız balon olup uçmaktadır .
BURSASPORUMUZA BUNDAN SONRAKİ MAÇLARINDA BAŞARILAR .
KALBİMİZ VE DUAMIZ SİZLERLE..
NOT:sinirden bütün cümlelerim abuk subuk olabilir affınıza sığınıyorum..

BAŞARMAK ZORDUR YA KAÇMAK...



Başarmak zordur, Kolaya kaçarsan sonuç basitleşir. Unutma, Yokuş aşağı inmek kolaydır ama manzara tepeden seyredilir.
DAN BROWN

İYİ AMA BU RESİMDEKİ ADAMIN ARKASINDA DURAN ÖBÜR ADAM KİM???
VE NEDEN ARKASINDA VE NE YAPMAYA ARKASINDA?

GALATASARAY DAKİ DURUMU GÖRÜNCE AKLIMA BU SÖZ VE DA VİNCİ GELDİ NE HİKMETSE ....

THE END..ve süpermen gider...


ne olursa olsun Hocamızın sonuna kadar arkasındayız.
fakat hocamız servet e güvenmediği için işine son verdik.
(tabii bilemezdik ki hocamızın futbolculara güvenmediğini)
GALATASARAY lı olmak ayrıcalıktır.

hoşgeldin İMPARATOR..

(servet ve senin gibileri de seviyoruz!!!)

15 Kas 2010

SERDAR ÖZKAN , ADNAN POLAT / GALATASARAYLILIK DURUŞU



Galatasaray'a getirilirken Adnan Sezgin'in söyledikleri halen kulağımda. Ne gülmüştüm ama ! Şimdi neden bu denli gülüyorsun diye soranlara verdiğim cevap beni haklı çıkarsa da Galatasaray menfaatlerine ters düştüğü için keşke haklı olmasaydım da Serdar Özkan şu takıma fayda sağlasaydı diyorum.

Başkan Adnan Polat'a Keita'yı neden sattınız gibi bir soru yöneltilmişti. Dünya kupasında ki hal ve hareketleri Galatasaraylılık duruşuna yakışmadı demiş ve gönderilme sebebini kısmen buna bağlamıştı.

Geçtiğimiz günlerde adı yetkisiz menajerlik soruşturması kapsamında geçmiş ve 4 maç ceza almış bir Serdar Özkan bu davranışı ile Galatasaraylılık duruşuna yakışıyor ve takımda halen duruyorsa bu büyük bir yönetim fiyaskosudur.

Yönetimin bu tavrı Galatasaralılık duruşuna yakışıyor mu ?

VE HAGİ SERVET'E GÜVENDİ.....


Acı ama gerçek bir Galatasaray taraftarı nasıl utanır başını yere eğer dün akşam şahit olduk.
Hayatında annesi babası öldüğü zaman bile gurur yapıp ağlayamayan , ağlamayan bu insanlar bu takımın halinden oturup ağlar olmuştur.
Galatasaray Spor Kulübü dün akşam itibari ile belki de tarihinin en kötü sezonuna imza atmıştır.
Elimizde ki değerleri hiçe sayarak ben sabote ediliyorum diyen bir teknik direktörü gönderip onu sabote edenlere göz yuman Galatasaray Yönetim Kurulu şimdi aynı futbolcuların kendilerini sabote ettiklerini alenen görmüşlerdir .
‘’Ne yazık ki: İFLAS ETTİK ‘’ demeye yüzleri yoktur.
Topu atacak kimse de yoktur.
Birbirlerini karalamaya başlayan tavırlarla Galatasaray Camiasına ve TARAFTARA yaptıkları haksızlıkları örtemeye çalışmaktansa çözüm üretebilmeye bakmalıdırlar.
Ne manidardır ki ,Teknik Direktör Hagi’nin maçtan sonra ki söylemleri giden (gönderilen servete güvenmediği için)teknik direktör gibi bu takımı sabote edenler var demiştir .
Devre arası gelmesine gerek yoktur hocasının güvenmediği adama biz baştan beri güvenmiyoruz .Dışarıda ki taraftardan korkan futbolcu istemiyoruz.
Gidin kardeşim bu takımı ve takımına güvenenleri rahat bırakın .
Hayatında annesi babası öldüğü zaman bile gurur yapıp ağlayamayan , ağlamayan bu insanlar bu takımın halinden oturup ağlar olmuştur.
Bunun suçluları kimse veya kimlerse gitsin.
SERVET PAŞA sana hiç kimse güvenmiyorrrrrrrrrr……
O formayı onurunla bırak ve nereye istersen git.
HAKETMEYEN O FORMAYI ÇIKARSIN BEYLER..

MİLYON DOLARLIK BEBEKLER



Topa müdahale yapmaktan aciz, her an bir yeri incinecekmiş gibi duran, ''mahalle ağzı ile'' kız gibi top oynayan bir çok oyuncu var Galatasaray'da. Tek suçlu ilan edilen Rijkaard gönderilirken düşündüklerim neyse şimdiki düşündüklerim de odur. Asıl gönderilmesi gereken Rijkaard değil, ona ihanet eden, Galatasaray'a ihanet eden, taraftara ihanet edenler demiştim. Şu bir kaç yılda herkes gitti ama başarı yine de gelmedi. Şimdi o hiç gitmeyenler gitmeli.

10 Kas 2010

10 KASIM


Ekim 2007, İzmir.

Alsancak’ın en meşhur dövmecisi Köprüaltı’na gençten biri girer, kolunu sıyırır, dirseğine doğru Mustafa Kemal’in imzası vardır, bir bankada çalıştığını, bu dövme yüzünden işten atılmakla tehdit edildiğini anlatır, tırsmıştır, ekmek parası filan diye ağlar, “silin” der.

*

Hep söylerim, ekmek parası diye ağlayanın maaşını, tavuk gibi buğdayla ödeyeceksin!

*

Adeta bomba düşer dövmeci dükkânına... “Bu gördüğün eller Atatürk’ü yazar, Atatürk’ü silmez” deyip, kapı dışarı ederler. Ve, internet sitelerinden alenen duyururlar: “Ey ahali, madem öyle işte böyle, bugünden itibaren burada, Atatürk’ün imzası bedava!”

*

İlk kim, nerede yazdırdı bilmiyorum ama, Atatürk imzasının furya haline gelmesinin miladı, bu olaydır.

*

Bir ödlek geri adım attı...
On binlerce cesur öne çıktı.

*

Atatürk’e sövme modası...

Dövme modası yarattı.

*

Köprüaltı örnek oldu, İzmir’de yapılan Atatürk dövmesi, 50 bini aştı. Yetişemiyorlar, her gün 30-40 kişi kazıyor vücuduna... Omuzuna, bileğine, iman tahtasına, kalbinin üstüne... Doktor var, avukat var, öğrenci, dekan, ev kadınları var. İstanbul’da patladı... Ankara, Antalya, Bursa, Trabzon, Muğla, Eskişehir dövmecileri artık neredeyse sadece bu imzayı kazıyor. 29 Ekim’lerde, 10 Kasım’larda Mustafa Kemal için ücretsiz çalışan 200’ün üstünde dövmeci var.

*

Dini gerekçelerle dövme yaptırmayan, otomobiline yapıştırıyor. Taksilerin camlarında... Motosikletine, hatta, bebe arabasına yazdıranı görüyoruz. Atatürk imzalı küpe kulaklarda, rozet yakalarda.

*

Ölümünün üzerinden taaa 72 sene geçtikten sonra, hiç tanışmadığı, hiç görmediği insanların bedenine imzasını atan bir başka lider var mı dünyada?

*

Neymiş, işten atarlarmış...
Bizim işimiz Atatürk.

*

Memleketimin güzel kadınları, giydirin çocuklarınızı güzel güzel, doğum günüdür bugün... Çünkü, her 10 Kasım, aslında 19 Mayıs’tır... Cumhuriyet dediğin, korkak babalar tarafından kaybedilir, yürekli evlatları tarafından geri alınır.

Mustafa Kemal, ilebelet payidardır.

YILMAZ ÖZDİL-HÜRRİYET-10 KASIM 2010

9 Kas 2010

ZİRAAT TÜRKİYE KUPASI GRUP 1. MAÇLAR


ZİRAAT TÜRKİYE KUPASI GRUP 1. MAÇLAR

09 KASIM 2010 SALI
MP ANTALYASPOR A.Ş.
GAZİANTEPSPOR
MARDAN ANTALYASPOR
19:00


BUCASPOR
YENİ MALATYASPOR
ALSANCAK
19:00


MKE ANKARAGÜCÜ
FENERBAHÇE
ANKARA 19 MAYIS
20:00 (TRT 1 NAKLEN)


10 KASIM 2010 ÇARŞAMBA
BURSASPOR
KIRIKHANSPOR
ATATÜRK
19:00


KONYA TORKU ŞEKERSPOR
MANİSASPOR
RECEP KONUK TESİSLERİ
13:30


GALATASARAY A.Ş.
DENİZLİSPOR
ALİ SAMİ YEN
20:00 (TRT 1 NAKLEN)


11 KASIM 2010 PERŞEMBE
BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESPOR
KASIMPAŞA
ATATÜRK OLİMPİYAT
13:30


GAZİANTEP BŞ BLD.SPOR
BEŞİKTAŞ A.Ş.
KAMİL OCAK
20:00 (TRT 1 NAKLEN)

6 Kas 2010

90/10 KURALI


Ailenizle kahvaltı yapıyorsunuz. Kızınız, kahve fincanına çarpıyor ve bir fincan kahve gömleğinizin üzerine dökülüyor.Biraz önce olan olay üzerinde hiç bir kontrolünüz yok. Sonradan olacaklar ise sizin davranışınıza göre belirlenecek.
Lanet ediyorsunuz. Kahveyi üzerinize döktüğü için kaba bir şekilde kızınızı azarlıyorsunuz. Kızınız üzülüyor ve ağlamaya başlıyor.
Kızınızı azarladıktan sonra eşinize dönüyor ve kahve fincanını masanın kenarına çok yakın koyduğu için eleştiriyorsunuz. Bunu kısa bir sözlü tartışma takip ediyor.Öfkeyle üst kata çıkıyor ve gömleğinizi değiştiriyorsunuz.
Aşağıya indiğinizde kızınızı, ağlamaktan dolayı kahvaltısını bitirememiş ve Okul için hazırlanamamış bir halde buluyorsunuz. Kızınız otobüsü kaçırıyor.
Eşinizin ise gitmek için hemen çıkması gerekiyor. Hemen aceleyle arabanıza koşuyorsunuz ve kızınızı okula bırakmak üzere hareket ediyorsunuz.
Geç kaldığınız için .saatte 30 mil hız sınırlaması olmasına rağmen saatte 40 mil hızla gidiyorsunuz. 75 dakikalık gecikmeden ve hız limitini aştığınız için ödediğiniz 60$ trafik cezasından sonra okula ulaşıyorsunuz.
Kızınız size ‘Hoşçakal’ demeden binaya koşuyor.Ofise 20 dakika gecikmeyle geliyorsunuz ve evrak çantasını evde unuttuğunuzu anlıyorsunuz. Gününüz korkunç bir şekilde başladı!
Devam ettikçe, kötüleşiyor, daha da kötüleşiyor sanıyorsunuz.’ Eve gitmeyi dört gözle bekliyorsunuz. Eve ulaştığınızda eşiniz ve kızınızla olan ilişkilerinizde araya sıkıştığınızı sanıyorsunuz.
Neden? Sabahleyin nasıl tepki verdiğinize bağlı olarak!
Neden kötü bir gün geçirdiniz?
A) Kahve sebep oldu
B) Kızınız sebep oldu
C) Polis sebep oldu
D) Siz sebep oldunuz
Cevap ‘D’şıkkı. Kahvenin dökülmesinde sizin bir kontrolünüz yoktu. .Sizin gününüzün kötü geçmesine o 5 saniye içindeki davranışlarınız sebep oldu.Olabilecek ve olması gereken ise şöyleydi.
Üzerinize kahve sıçradı. Kızınız ağlamak üzere. Siz nazikçe ‘Tamam tatlım, bir ahaki sefere biraz daha dikkatli olman gerek’ diyorsunuz.
Havluyu kaptığınız gibi üst kata çıkıyorsunuz. Gömleğinizi değiştirip, evrak çantasını aldıktan sonra aşağıya iniyorsunuz ve aynı anda pencereden kızınızın otobüse bindiğini görüyorsunuz. Kızınız geri dönüp el sallıyor.
Siz ve eşiniz işe gitmek için birlikte çıkmadan önce öpüşüyorsunuz. 5 dakika önce ise geliyorsunuz ve çalışma arkadaşlarınıza neşeli bir şekilde selam veriyorsunuz. Patronunuz ne kadar güzel bir günde olduğunuz hakkında konuşuyor.
Farka bakın! İki farklı senaryo, ikisi de aynı başladı. İkisi de farklı bitti. Neden? 90/10 sırrı inanılmazdır! Çok azımız bunun farkındadır. Sonuç?
Pek çok insan gereksiz yere stresten, dertlerden, problemlerden ve baş ağrısından acı çekmektedir. Bu sır nedir?
Hayatın %10'u, sizin başınıza gelenlerden oluşur. Hayatın diğer %90'ına ise sizin bu başınıza gelenlere bakışınıza ve nasıl davrandığınızla karar verilir.
İnsanlar anlamsız şeyler söyler ve yaparlar. İnsanlar hasta olurlar. Arabalar bozulurlar. Uçaklar geç kalır ve bütün planlarımızı alt üst ederler.Trafikte bir sürücü canımızı sıkabilir v.s.
Bu %10'luk kısım tamamen bizim kontrolümüz dışında gerçekleşir. Diğer %90'lık kısım farklıdır. Diğer %90'lık kısmı siz belirlersiniz.
Nasıl olaylara bakışınıza, yaklaşımınızla! Nasıl tepki verdiğinize bağlı olarak.Gerçekten olanların %10'unda hiç bir kontrolünüz yok. Diğer %90'ı ise sizin tepkinizle belirlenir.
ALINTI
ACABA BU FUTBOLDA MEVCUT MU?
TAMAM TATLIM BİR DAHAKİ SEFERE BİRAZ DAHA DİKKATLİ OL BU ŞEKİLDE GOL YEME YADA GOLÜ KAÇIRMA VE MUTLU BİR 5 İNCİLİK 3.CÜLÜK 8 CİLİK :):)

''FUTBOL BASİT BİR OYUN DEĞİLDİR''


Futbol basit bir oyun değildir.
Başlığı gören bütün arkadaşlar mutlaka şunu söyledi; Bu da laf mı?
Futbol basit bir oyundur işte ama söz sahibi Rahmetli Jupp Derwall olunca bende olduğum yerde kaldım.
Bu iş için prof. olmaya gerek yok ama yazı yazanlar, çizenler, ahkam kesenler yada bunları yapan kaç kişi topu penaltı noktasına dikip bir şut çekti kaleye ?
Var gücüyle şut çeken bir gazeteci arkadaşın topu yuvarlanarak gider kaleye.
Kaçımız küçücük bir mahalle takımı kurduk,yönettik,futbolcuyu besledik, ikamet ettirdik, başına hoca bulduk,demirci de kale direği yaptırdık ,tarlayı düzeltip çimlendirdik kurumasın diye suladık(bizim işimiz değil ustaları var bu işlerin)?
Yada dünya yıldızı getirdik ama kimyası uymadı diye milyon dolarlarımızı yedek kulübesinde beklettik.
Kulüp başkanından fazla kazanan bir futbolcuyu gece hayatından yada lüks yaşamdan antrenman sahalarına getirebildik.
Evet evet biz yaptık hepte örnek oldu bize mahalle arasında (araba az veya yokken )
taştan kale yapıp çakma adidas topumuzla gazozuna maç yaptık ve bunun üzerinden dedik ki futbol basit bir oyun. Kaleleri kur,içinden topu geçir. Hatta topu olan çocuk kötü futbol oynasa bile takıma alınmak zorunluluğunda olan bir mantıkla.
Günümüz futbolu bu kadar basit değil galiba. Halı sahalar var, orjinal toplar var ve milyon dolarlık futbolcunun (işi bu olan) kale çizgisinde kaçırdığı golü sen kaçırdığın zaman arkadaşlarından yediğin fırça ve maç sonu kritikleri var.
Sonucunda bir kilo baklava yada gazoz olsa bile olan hırs var.
SONUÇ OLARAK :Ünlü Hollandalı futbolcu Johann Cruyff demiş ki:
"futbol basit bir oyundur, ancak en zoru basit oynamaktır." Yani basit oynamak bile zor olan bir oyunsa futbol, milyon dolarların konuşulduğu galibiyet beraberlikler dünya paraların verildiği ve en iyisi de herkesin bildiği FUTBOL BASİT BİR OYUN MUDUR?

5 Kas 2010

TUGAY 11 YIL SONRA YİNE TRABZON'DA



Aktif futbolculuk kariyerinde mütevazı kişiliği ile gönülleri fetheden, sahada çalışkanlığı ile futbolun gerektirdiklerini yapan, Galatasaray'ın efsane ismi olmayı başaran Tugay Kerimoğlu Galatasaray forması ile en son 25.04.1999 tarihinde Hüseyin Avni Aker stadına çıkmıştı. O gün Galatasaray maçı 0-3 kazanmış, Goller, Okan,Arif ve Hakan'dan gelmişti. Tugay Trabzon'a götürülmüş fakat forma şansı bulamamıştı. Kulübedeydi.



07.11.2010 Tugay Kerimoğlu yine kulübede. 11 yıldan fazla olmuş. çok uzun bir zaman dilimi. Ama bu kez Teknik Direktör Yardımcısı rolünde. Yani yine işin içinde.

11 yıl önce net bir skorla ayrılan Galatasaray kim bilir yine Tugay'ın olduğu bir Trabzonspor deplasmanından net skor olmasa da 3 puanı getirecek bir skorla ayrılır.

En üstteki fotograf milliyet arşivden.

DE LA RED FUTBOLU BIRAKTI



Futbol yaşamına Real Madrid alt yapısında başlayan De La Red 25 yaşında kalbine yenik düştü.

30 Ekim 2008 tarihinde Real Union ile oynanan İspanya Kral kupası maçının 13. dakikasında bir anda yere yığılmış ve oyunu terk etmek zorunda kalmıştı. O tarihten bu yana 2 yıl geçti. Yapılan tüm tedavilere rağmen doktorların futbol oynaman sakıncalı raporundan sonra gözyaşları içinde aktif futbol hayatına son verdiğini açıkladı.

4 Kas 2010

SPEEDY GONZALES HALT ETMİŞ



Hızlı Gonzales'i bilmeyenimiz neredeyse yoktur. Oldukça hiperaktif ve hızlı bir faredir. Tutabilene aşk olsun. Theo Walcott'un hızını bilirdim ama dün öyle bir depar attı ki rakibinin solundan geçerken Wilma kasırgası etkisi yarattı.

3 Kas 2010

KAZIN, BİR GÜN SİZİN İÇİN DE KAZAN OLACAK



Kazıyoruz, öyle bir kazıyoruz ki anasını bile ağlatıyoruz. Ne görevimizi biliyoruz ne de görevini yapanlara saygı gösteriyoruz. Vuruyoruz belden aşağıya. Hadım edinceye kadar da bırakmıyoruz.

Gelenleri karşılamak için binlercemiz akın ediyor hava limanına. Omuzlara alıyoruz. Sesimiz kısılıncaya kadar bağırıyoruz. Sarılıyoruz boynuna, sensin diyoruz, o bu diyoruz. Kumdan zincirlerle bağlanıyoruz. Oysa ki Bir sel yada küçük bir yel koparabiliyormuş bağlarımızı.

Son üç/beş yıl içerisinde gelen teknik diretörleri bir hatırlayalım. İsmini dünyanın en büyük kulüplerine geldiği zaman öğrendiğimiz adamları kendi ülkemizde görmek ne kadar çok kişiyi rahatsız ediyormuş meğer. Alttan yaktıkları ateşe ne kadar çok odun atıyorlarmış böyle. Düşüncelerini kaleme aldıkları zaman yada dile getirdikleri zaman bahsettikleri kişinin ne kariyeri önemli onlar için ne de karakterleri.

İstemiyor muyuz, yaptıkları doğrular kanımıza mı dokunuyor, çıkarımızı mı zedeliyor, kazalım kuyusu atalım içine kapatalım kuyuyu. Bu işi profesyonelce yapan o kadar çok boş boğaz var ki birinden kurtulsalar diğerinden kurtulamıyorlar.



Neden hep bu adamlar kurban ? Bu kadar basit mi Rijkaard'ı, Schuster'i eleştirip sıradan birisiymiş gibi davranmak. Onların bulunduğu konumda olmak için yapmayacakları olmayan kişiler o konuma onları layık göremeyip kanatırcasına vurmayı nasıl eleştiri olarak görebilirler. Rijkaard'ın yada Schuster'in takımlarına bir şey katmadıklarını nasıl söyleyebilirler.

Gelmesin abi bu tarz adamlar bu ülkeye. Bize çok fazla geliyorlar. Biz sindiremiyoruz. Beceremiyoruz onlarla bir arada yaşamayı. Biz alışık değiliz. Başka bir örnekleri yok bizde.

1 Kas 2010

PABLO AİMAR



Zaman zaman Aimara'a yer veriyoruz. Nasıl bir futbolcu olduğunu hatırlatmaya bile gerek yok diye düşünüyorum. Bu hafta adına yakışır son derece şık bir gol attı. İyi seyirler.
Video için devama tıklayın.

Video için : http://www.slbenfica.pt/Videos/videos_benfica.asp

ALİ TURAN ,MİSİMOVİÇ BU MUDUR?


30 EKİM 2010 Galatasaray Antalya spor maçını Ali Sami Yen de izleme fırsatı buldum.
Maçın ilk yarısında serkan Kurtuluş sakatlanarak yerini Ali Turan a bıraktı.
bu dakikadan sonra sağdan saldıran sabri nedense Ali nin yanına çaıklıdı kaldı sanki
galiba güvenilmediği için ileri çıkamaz oldu.
arkasından devre arası ve ikinci yarı ve Antalya spor un golu bütün takım ofsayt beklentisinde fakat ofsaytı bozan bir isim Ali Turan .
Bu arkadaş yarım sezon top oynamayınca top aynamayı unutmuşa benziyor ama ne hikmetse hala o kanatta yer buluyor.
Bunun yanında çıplak gözle izlenince toptan kaçan insiyatif alma yetisi kullanmayan
ve her topu ayağından hemen çıkarma çabasındaki bir Misimoviç zaten tuttuklarınıda kaybetti.Şu söylenebilir Hakan Balta ağır kalınca ona yardımdan ileriye çıkmadı denilebilir mi diye düşünülür.
Yaptığı bir plase vuruş çok az farkla dışarı çıktı ve maçın son anlarında Pino nun al da at dediği pozisyonda topu Ömer e nişanladı ve mutlak gol kaçtı.
90 larda Antalya spor un şansızlığı Galatasarayın şansı Ali Zituninin kaçırdığı pozisyon gol olsa bu günlerde bu iki adam çok tartışılıyor olacaktı galiba..
skor 2-1 olunca bunların çoğu konuşulmuyor ne hikmetse..
tribünlerde küfür olmaması beni çok mutlu etti ve bu günkü gazetelerde çıkan Ömer in demeçleri hayret verici sadeece Ömer e top gelince Tribünler ıslıkladı ee deplasmanda bu olabilen şeyler ama küfür yoktu.

28 Eki 2010

KAPTAN 2013'E KADAR UZATTI



Galatasaray'ın kaptanı Arda Turan sözleşmesini 2012-2013 sezonunun sonuda kadar uzattı. Adnan Polat'ın Arda için önemli planlarım var dediği akıllara geldi. Hep beraber izliyoruz.

26 Eki 2010

ASIL BEKLEYEN TEHLİKE NE ?


Öyle bir zamanda geldi ki takımın başına, ''Söz konusu Galatasaray ise düşünmenin bir anlamı yok'' cümlesini aklıma getirdi. Derbi öncesi takım bir enkaza dönüşmek üzereyken elini taşın altına koymak kopma pahasına bile olsa Hagi'nin göze aldığı bir durumdu. Galatasaray sevgisi takımdaki potansiyeli bildiğim için geldim sözlerini çoktan geride bırakmıştı bile.

Açık konuşmak gerekirse Galatasaray'ın Kadıköyde üst düzey bir mücadele sergileyeceğini düşünmüyordum. Rijkaard gitti takım böyle oldu diyenlere sadece selam ederim. O kadar... Çünkü yok böyle bir şey. Teknik ekip değiştirmenin takıma farklı bir hava kattığına hep inanmışımdır. Takımı bu derece değiştiren tabi ki sadece Hagi'nin takımın başına geçmesi değil. Buna bağlayamayız. Sadece küçük bir etkisi oldu diyebiliriz.

Derbinin böyle bir zamana denk gelmesi Galatasaraylı oyuncular için belki de bir şanstı. Yaşanan bu kaos ortamı derbi haftası değilde bir Anadolu takımına karşı oynanacak maç öncesi olmuş olsaydı ve Hagi derbi öncesi değilde bu maç öncesi gelseydi Galatasaray'ın bu denli mücadeleci bir oyun sergileyebileceğine inanmıyorum. Derbi bu yüzden Galatasaray için bir diriliş mücadelesi oldu.

Hepsi yaşandı ve geride kaldı. Kadıköy'de oynanan oyun, skor ne olursa olsun Galatasaray ve taraftar için sevindiriciydi.

Bana göre derbiden daha önemli bir sürece girdi Hagi ve öğrencileri. Fikstürün en zor haftaları geldi çattı. İlk Antalyaspor maçı var. Antalya takımı çok koşan direnç gösterebilen bir takım ve sıralama itibari ile Galatasaray'ın üstünde. Galatasaray bu maçı kazanmak için Fenerbahçe karşısına çıktığı oyun planıyla çıkmayacak. Hagi'nin bu maçta sahaya yansıtmak isteyeceği sistem Galatasaray'ın geleceği için daha net fikir sahibi olmamızı sağlayacak. Unutulmamalı ki Anadolu takımlarının hemen hemen hepsi Galatasaray'ın Fenerbahçe karşısında oynadığı sistemle oynuyor. Sert, çok koşan, rakibi döndürmeyen ve yenilmeme adına ne gerekiyorsa onu yapan sistemle oynamaya çalışıyorlar. Antalyaspor maçı belki de gelecek için derbiden daha önemli.

Antalyaspor maçından sonra bir başka derbiye çıkacak Galatasaray. Trabzon'a gidecek. Trbazonspor seyircisiyle birlikte tam bir deplasman. Oradan çıkmak kolay değil. Galatasaray'da sakatların bir çoğu bu maça hazır olacaklardır. Hagi sakatların takıma dönmesinden sonra oyun sisteminde değişiklik yapmak zorunda kalacak. Trabzonspor karşısındaki stratejisi Fenerbahçe maçındakine benzer olacak. Kazanmak için gidecek ama kaybetmemek için de elinden geleni yapacak.

Trabzon deplasmanından sonra Ali Sami Yen'de Manisaspor'u ağırlayacak. Manisaspor'da yaşanan kan değişikliğide son haftalarda takımda olumlu havalar estirmeye devam ediyor. Galatasaray'ın biraz daha rahat olacağı bir maç.

Kayseri deplasmanı Anadolu takımlarının en acımasız takımlarından birisi. Fenerbahçe ve Beşiktaş eli boş ayrıldı bu deplasmandan. Hagi'nin büyük imtihanlarından birisi daha.

Ve Beşiktaş derbisi. Bence zurhanın son deliği. Haftalar var daha. Herkes böyle düşünüyor. Şöyle biraz geriye dönelim; Antlayaspor,Trabzonspor,Manisaspor,Kayserispor ve Beşiktaş maçları arka arkaya. Yani bir hafta derbi bir hafta Anadolunun en sağlam takımları.

Hagi gerçekten öyle bir zamanda geldi ki bırakın taşı, dağların tepelerin altına koydu elini. Galatasaray bu haftalardan ağır yaralar almadan çıkabilirse hiç açılmamış tünellerden bile ışık görünebilir.

Bu zorlu haftalarda bir çok şeyden fedekarlık edip zor günde takımın başına geçmeyi kabul eden Hagi ve Tugay'a başarılar dileriz.

25 Eki 2010

YA 3 PUAN ALSAYDIK



Resim Bordeaux maçından sonra Sabri'nin taraftara üçlü çektimesinden. O gün ki üçlüyü anlarım. Son saniyede gelen golle yer yerinden oynamıştı. Dün akşam Fener maçından sonra taraftar Sabriyi çağırdı ve üçlü çektirtti. Ama bu üçlüyü anlayamadım. Galip gelmiş olsak mantıklı bir açıklama kabul edilebilir ama Fener'den alınan 1 puana bu denli sevinmek çok manidar. Hagi'nin dediği gibi biz GALATASARAYIZ.

MASKELİ BALO


1 hafta önce yatan bir defans koşmayan bir takım kırmızı kart görmek için yalvaran futbolcular. Bir hoca gider digeri gelir sihirli değnek dokunur.
1 hafta sonra aynı defans en az hatayla oynuyor..
BEYLER MASKELERİ ÇIKARALIMMM...
Hagi ile ayrı düşünce yine takarız hesabı...

23 Eki 2010

HAGİ GİBİ EMEKLİYE CAN KURBAN





Derbi öncesi biraz havaya girmek gerekiyor. İşin sırrı burada. Hagi'nin yeniden takıma katılmasıyla umarım bizim oyuncularda hava girer ve bu kez olur. İnanmak zorundayız.

Video linki burada.

BİR BAŞKAN, TEKNİK ADAM, BİR TERCÜMAN

Dün akşam Ntvspor'un konuğu Rijkaard'ın tercümanlığını yapan Mustafa Yücedağ'dı. Söylediklerinden sonra bu satırları çok uzatmaya gerek yok. Galatasaray'ın içine düştüğü durumu net bir şekilde açıkladı. Özellikle en çok merak edilen transfer konusuna açıklık getirirken seçtiği kelimelerin oluşturduğu cümleler Başkan Adnan Polat'ın söylediklerini tam tersiydi.

Başkan, tüm transferlerin Rijkaard'ın onayından sonra alındı derken, Mustafa Yücedağ Rijkaard'ın listesinden hiçbir oyuncu Galatasaray'ın kadrosunda yok dedi.

Önemli bir diğer açıklamada, Galatasaraylı oyuncuların Rijkaarda ihanet ettiği oldu. Yücedağ,'' Bu futbolcular galiba Galatasaray'da oynadıklarının farkında değiller. Galatasaray kulübü dediğin zaman duracaksın. Saha içerisinde Rijkaard'ın dediklerini yerine getirmediler. Savaşmadılar ve her zaman böyle devam ettiler'' dedi.

Yücedağ'ın söylediklerinden de anlaşılıyor ki futbolcular Rijkaard ile çalışmaktan memnun değillermiş.

Şimdi Galatasaray kulübü Başkanının söylediklerine mi inanalım, transfer listesini gördüm diyen Rijkaard'ın tercümanının söylediklerine mi ?

Daha bir kaç post geride hem transferlerin Rijkaard transferi olmadığını, hem de futbolcuların evlilikte Rijkaard'a ihanet ettiğini yazmıştık.

Tüm bu yaşananlardan sonra Rijkaard'ın gönderilmesi haklı bulanlar Mustafa Yücedağ'ın konuşmasından sonra kimi haklı bulacaklar merak ediyorum.

22 Eki 2010

SENLE 5 YIL AVRUPA'YA GİTMEMEYE RAZIYDIK


''Rijkaard Galatasaray'da'' başlığı manşetleri süslerken uzun yıllar sürecek bir evliliğin yüzükleri takıldı diye düşünüyorduk. Galatasaray'ın vizyonu bu diye sesimiz çıktığı kadar bağırmıştık.

Galatasaray'a gelenler, Galatasaray ruhuna sarılmak zorundadırlar diye sahte olan ruhun peşine sürüklendi şimdiye kadar. Rijkaard'ın planları arasında o sahte ruha yer yoktu. O'nun içinde başarılar getirecek ruh zaten saklıydı. Tembelliğe alışmış ruhları diriltmek için zamana ihtiyaç vardı ama Galatasaray bu kadar sabredebildi.

Gidişinin arkasından onlarca şey söylenebilir ama gidişine neden olanlardan bahsetmek daha doğru olur. Çünkü onlar çöreklendikleri yerden kalmıyorlar. Rijkaard ve ekibini gönderdiniz, Hagi ve ekibini getirdiniz. Mecbur kaldığınız için Hagi ve ekibi geldi. Şimdi beyaz bir sayfa açılacağını mı düşünüyorsunuz ? Doğruya Hagi sinirli değneğiyle geldi. Dokunduracak ve içerideki ruhsuzlar topluluğu, sahte ruhlara sarılmış göz boyayıcılar birden bire değişecek.

Aslında Hagi en iyi zamanda geldi Galatasaray'a. Hafta sonu derbiden hezimetle de ayrılsa kimse kalkıp Hagi'yi yada Tugay'ı suçlamaz. Doğru zaman. Kesinlikle doğru zaman.

Şimdi yakıştı mı sizlere, bu evlilikte Rijkaard'a ihanet etmek.

21 Eki 2010

imza töreni :)


"Galatasaray Profesyonel Futbol A Takımı Teknik Direktörlüğü’ne Gheorghe Hagi, yardımcılığına ise Tugay Kerimoğlu getirilmiştir.

22 Ekim Cuma günü saat 15.30’da Florya Metin Oktay Tesisleri Turgay Vardar Basın Odası’nda yeni teknik direktörümüzün imza töreni yapılacaktır.

Galatasaray Sportif AŞ."

welcome home - WE LOVE YOU HAGİ



inşallah bir daha telefonun paltosunun cebinde olduğunu unutmaz.
(taraftarı ve Anadolu halkını suçlamaz)

inşallah Servet Bey e güvenir
(ve arka kapıdan gönderilmez .)

inşallah Aslantepe de zaferlere imza atar.
(Uefa kupasını aldığı günleri hatırlatır takıma ve bize)

inşallah insanlığını ve kişiliğini yansıtır.
(adam gibi adamların harcanıp gittiği bir mevkiide olduğunu unutmaz)

inşallah Hagi sözleşmesinden önce gitmez.
(giderse de yanında onu getirenleri de götürsün)

inşallah evine geldiği için mutludur .
(çünkü biz onun bizim evimize gelidiği için mutluyuz)

WELCOME HOME
I LOVE YOU HAGI

COMANDATE

20 Eki 2010

36. ve 90 + BURSA



Evet Bursa sporumuz MU a yenilebilir hatta deplasmanda fark yiyebilir.
2009-2010 yılı süperlig şampiyonu ve şu an itibari ile na maglup lider
spor toto süper ligde ama MU a karşı ilk ve hatta tek diyecekken 90+ da bi daha oldu
yazı kafamda oluşurken oldu
36. dakikada Ali Tandoğan sol ayağı ile amiyane tabiriyle uyduruk bir şut çekiyor ve tabi yuvarlana yuvarlana aut ve 90+ da svensson un şutu kalecide kaldı.
Bu mudur lig lideri ve şampiyonumuzun hali
o zaman Milli takıma niye kızıyoruz ki
bizim futbolumuz koşmadan durarak oynamak üzerine mi kurulu acaba
yine de başarıdır MU a 1-0 maglup olmak mıdır mantık
şansımız ilk yarı fark olmadı
Timsahların gücü bu kadardır .
Takımımız elinden geleni yapmıştır.
ve ne yazik ki Ülke puanlarımız balon olup uçmaktadır .
BURSASPORUMUZA BUNDAN SONRAKİ MAÇLARINDA BAŞARILAR .
KALBİMİZ VE DUAMIZ SİZLERLE..
NOT:sinirden bütün cümlelerim abuk subuk olabilir affınıza sığınıyorum..

BAŞARMAK ZORDUR YA KAÇMAK...



Başarmak zordur, Kolaya kaçarsan sonuç basitleşir. Unutma, Yokuş aşağı inmek kolaydır ama manzara tepeden seyredilir.
DAN BROWN

İYİ AMA BU RESİMDEKİ ADAMIN ARKASINDA DURAN ÖBÜR ADAM KİM???
VE NEDEN ARKASINDA VE NE YAPMAYA ARKASINDA?

GALATASARAY DAKİ DURUMU GÖRÜNCE AKLIMA BU SÖZ VE DA VİNCİ GELDİ NE HİKMETSE ....

THE END..ve süpermen gider...


ne olursa olsun Hocamızın sonuna kadar arkasındayız.
fakat hocamız servet e güvenmediği için işine son verdik.
(tabii bilemezdik ki hocamızın futbolculara güvenmediğini)
GALATASARAY lı olmak ayrıcalıktır.

hoşgeldin İMPARATOR..

(servet ve senin gibileri de seviyoruz!!!)