1 Eki 2010

SERVET KADRO DIŞI

Karabük maçı öncesi şok karar...

Servet Çetin teknik direktör Rijkaard tarafından Karabük maçı kadrosundan çıkartıldı. Bu konu aslında çeşitli söylentiler var. Ama en büyük söylenti dün yapılan idmanda Rijkaard Servet'i as kadroya dahil etmemiş ve bu duruma Servet tepki göstermiş. Eğer işin aslı bu ise Servet bu duruma tepki göstermişse tepkisinde haklıdır diye düşünüyorum. Son haftalardaki performansına bakıldığı zaman Hakan Balta'nın yokluğu ki sezona kötü başlamıştı, Gökhan Zan'ın nasıl bir performans sergileyebileceği tahmin bile edilemezken ve maç eksiği fazla olmasından dolayı Servet şu an itibari ile Galatasaray'ın tartışmasız ilk on bir oyuncusudur. Tabi antrenmanda neler yaşandı bilinmiyor. Yakında kokusu çıkar ve o duruma da bir yorumumuz olur.

30 Eyl 2010

RANGERS 1 - 0 BURSASPOR

Bursaspor'a panik ataktan on gün yatak istirahati verilmeli. Kötü başlamadılar ama bir telaş bir heyecanla başladılar. Valencia maçı öncesi ve sonrası tecrübesizlik ve heyecan var dedik. Önümüzdeki maçta tecrübesizlik devam eder ama en azından heyecanlılık durumunu silerler demiştik ama olmadı.

Kötü başlamadılar demiştim. Bunu topa sahip olarak gösterdi Bursaspor. Üçüncü bölgede gerekli beceri sağlanamayınca gol gelmiyor tabi ki. Bu duruma etken olarak Rangers savunmasının beşli olduğunu da unutmayalım. İç sahada kaybetme korkusu ileri çıkmayan bir beşli savunmayı beraberinde getirmiş İskoçlar'da. Biraz talihsizlik, biraz tecrübesizlik ve biraz da İvankov'un hatası golü getirdi. Golden sonra çabuk toparlanan bir Bursaspor vardı karşımızda. Orta saha hakimiyetini Ergiç sakatlanıp İnsua girmesiyle tamamen kazandılar. Bana göre kötü bir Batalla vardı. Rakip beşli savunma yaparken neredeyse hücuma katkı yapmaması Sercan'ın o savunma arasında kaybolmasına neden oldu. Volkan iyilerdendi. Hatta Insua ile beraber en iyisiydi diyebiliriz.

Beklentiler en az bir puan alınmasından yanaydı. Alınmaması için de bir neden yok gibi görünüyordu. Kimse çıkıp Rangers'in Bursaspor'dan çok daha iyi bir takım olduğunu savunamaz. Yapılmak istenilenler bir araya gelmediği zaman sonuca gitmek imkansız hale geliyor. İki maçta sıfır puan kötü bitecek bir sonun habercisi sanki. Umarım kötü başlangıçlar güzel sonla biter.

R.KAZAN 1 - 1 BARCELONA / CÜNEYT ÇAKIR

Yıllardır Ruslara karşı deplasmanda galip gelemeyen Barcelona dün akşam Gökdenizli Rubin Kazan ile bir kez daha berabere kaldı. Oyun aslında Barcelona'nın istediği gibi de başladı. Tanıdık gelen ayağa ve sık paslarla rakip kaleye yaklaşmaya çalışan Katalan ekibi Kazan'ın katı savunmasını aşmayı bir türlü başaramadı. Rubin iki pas yapabilse belki de galip gelecekti. Bir ara Guardiola'nın uzun paslarla çıkın hareketini gördük. Yerden pas yaparak set kurmuş rakip defansı geçmek kolay değildi. Defansın arkasına sarkan uzun paslarla gol aramak durumdan kurtulmak için bir çıkış yolu olabilirdi fakat Ruslar burayı da kapatmıştı. Kontratak peşinde koşan Gökdeniz ve arkadaşları cılız hücum hattı ile Barcelona savunmasının arasında eriyip gittiler. Maçın son anında Martins'in kafası direkten dönerken Guardiola'nın aklından geçenleri tahmin etmek çok güç değildi.

Sahada Gökdeniz'in olmasında daha öte maçı yöneten hakemin Cüneyt Çakır olması daha bir keyifliydi benim için. Bu maça atakdıktan sonra maç saatine kadar herkes kafasında soru işareti ile dolaşıyordu. Acaba korkusu saklanmıyordu bile. Korkulduğu gibi olmadı. Cüneyt Çakır neredeyse hatAsızdı. Verdiği karşılıklı birer penaltı kararı son derece doğruydu. Verdiği kartlar kesinlikle haksız değildi.Türk hakemler için iyi bir gece oldu. Gelecek içinde güzel bir yönetimdi.

29 Eyl 2010

TUTMAYAN AŞI KURUTULMALI

Nedenlerini araştırmak ne denli doğru sonuca götürür bilinmez ama Brezilyalı futbolcularla bir uyum problemi var Galatasaray'ın. Bir kaç isim sayılabilir istenilen verim alma konusunda ama yüzdeye vurunca durum epey vahim.

Galatasaray'ın futbolda en parlak dönemi olan 2000 yılında kadroda bulunan Taffarel ve Capone belki de şu ana kadar en olumlu performansı sağlayan Brezilyalılardı. Öncesi ve sonrasında onlarca isim sayılabilir takımda boşuna yabancı kontenjanını dolduran. Cebine faydasından başka bir faydası olmayan.

Fayda sağlayabilecekler de yok değildi aslında. Yanlış politika ve yabancı futbolculara olan düşmanlık sonunu çabuk hazırladı.

Felipe vardı bi'. Fatih terim benim oyun sistemime uymuyor diye gönderdi. Belki tutabilirdi. Jardel vardı, yediği dayaktan sonra neden dursun ki. Sonra, sonra, Lincoln vardı. Bence kurban edildi.

Sonra Elano geldi. Artık bu olsun dedik. Elano'nun Galatasaray'ı seçmesindeki nedeni artık hepimiz biliyoruz. Dunga'nın milli takımdan ayrılması bana göre Elano'nun performansını etkiledi. Elano da biliyordur şu haliyle milli takıma çağrılmayacağını. Devra arasında takım arkadaşları sahada ısınırken o kulübede tek başına oturmuş Dunga'dan sonra ben ne hale düşerim onun düşüncesindeydi. Şimdi ailevi nedenlerden dolayı ülkesine gitti. Dönünce nasıl bir düşünce yapısıyla döner bilinmez ama ortada tek bir gerçek var; Galatasaray'a gelmiş tüm Brezilyalıları bir kenara koyalım elinde Elano gibi bir futbol zekası varsa ve bu oyuncunun performansı her geçen gün kötüye gidiyorsa ve sistem içinde yer açılamıyorsa bu durumda tek sorumlu Elano'dur diyemeyiz.

Şu sate kadar kazanılmamış bir Elano kazanılabilir mi ? Çok zor. Ama kazanılırsa iki Pino üç Aydın sonsuz Serdar Özkan eder.

13 Eyl 2010

Gökhan Yavuz ve Raşit Ek

Türk Telekom Arena'ın inşaatında iki işçi hayatını kaybetti. Bugün Kanat Atkaya Hürriyet'te bir çağrı yaptı. Devamını getirmek istiyorum.Galatasaray Eğitim Vakfı, hayatını kaybeden iki işçinin çocukları yoksa kardeşlerinin eğitimlerini üstlenmeli. Galatasaray o stadın açılışından elde edeceği geliri kasasına değil bu insanların ailelerine bağışlamalı. Bu konuya bloglarında değinecek, bunun bir kampanya haline gelmesi için çaba gösteren tüm arkadaşlara teşekkürler...
****
Seyrantepe'ye isimlerini verin
Gökhan Yavuz 30 yaşındaydı, Raşit Ek ise 20. Bayram günü öldüler. G.Saray’ın stadı için öldüler. G.Saray’ın boynunun borcudur bu iki işçi kardeşin adlarını yaşatmak.
GÖKHAN Yavuz 30 yaşındaydı. Raşit Ek 20 yaşındaydı.Bir bayram günü, akşam üzeri, Galatasaray’ın Seyrantepe’deki yeni stadı için kanalizasyon kazısı yaparken öldüler. Bayram günü öldüler. Galatasaray’ın stadı için öldüler.
Gökhan ve Raşit, Galatasaray nice bayramlar yaşasın diye, bir bayram günü öldüler. Galatasaray’ın boynunun borcudur bu iki işçi kardeşin adlarını yaşatmak.
Haber ulaştığında içim daraldı, ruhum karardı.
Zayiat olmasınlar
Twitter’a not düştüm “Adları keşke yeni stadın iki kapısına verilse. Gücümüz yeter mi, deneyelim mi?”Galatasaraylısı, Fenerbahçelisi, Beşiktaşlısı, Karşıyakalısı... Takım tutanı tutmayanı “Deneyelim, yanındayız” dedi... Deniz Ülke Arıboğan, Ali Atıf Bir, Bülent Timurlenk, Bener Onar gibi eli medyada kalem tutanı, spor seveni ve sevmeyeni “Yürü” dediler. Gökhan Yavuz ve Raşit Ek bir bayram günü, kanalizasyon kazısı yaparken Galatasaray’ın yeni stadı için öldüler. Büyük inşaatlar için normal kabul edilen zayiat olarak, bir küçük haber haber olarak düşmesinler tarih toprağına.
İsimleri iki kapıya verilsin.
Mutlulukla analım
Mutlulukta, kederde analım iki kardeşimizi. Zor mudur?
Yetki mi gerekir?
İkna mı gerekir?
Kampanya mı gerekir?
Öldü arkadaşlar bir kanalizasyon kazısında; vicdan gerekir. Haydi Galatasaray, yaşat adlarını, üzme bizi...
Raşit 20 yaşındaydı, Gökhan 30...
Bir bayram günü öldüler.
Daha lafa gerek var mı? / KANAT ATKAYA

8 Eyl 2010

TÜRKİYE 3 BELÇİKA 2

Aslında iki farklı değerlendirme yapılması gerekiyor. İlk 45 dakika ve ikinci 45 dakika...

Sahaya çıkan on bir daha çok gol yememeyi hedefleyen bir düşüncenin ürünü bana göre. Bu düşünce Emre ve Aurelio'nun savunmaya daha yakın oynamasına neden oldu. Hücum organizasyonlarını sağlam adımlarla geliştirecek Hamit sağ kanatta kısılıp kalınca yük tamamen sol kantta Arda'ya düştü. İlk yarı itibari ile neredeyse tüm hücum organizasyonları Arda'nın bulunduğu kanttan yapılmaya çalışıldı. Yıllardır biliriz ki Tuncay tam bir santrfor değil. Tek başına son adam olmak Tuncay'ın futbol mantalitesinde yok zaten. O şavaşçı kimliğinden ödün vermeyen, araya koşular yapıp sürpriz çıkışlarla gol koklayan daha çok forvet arkası bir oyuncu. Topu sürekli orta alan defans arasında çevirdik durduk. Topun daha çok bizde kalması, bu hücüm organizasyonu olmayan kısır top çevirmelerden kaynaklandı. Oyunda kaldığı sürece Selçuk İnan'ın pek katkı sağladığını söyleyemeyiz. Hani bu yarı itibari ile Belçika'nın bir atağı var mı dersek ona da var diyemeyiz. En büyük sorunlarımızdan biri olan yan top yine gol yememize neden oldu. Servet'in rakibini kaçırması Onur'un hatalı çıkışı golü yememizde ki önemli iki etkendi.

Eksik olanı herkes görebiliyordu. Orta sahanın hücuma olan katkısını arttırmamız şarttı. Gördük ki Selçuk'un oyundan alınması ve yerine Semih'in girmesi tüm her şeyi baştan yazdı. Semih en uçta hemen arkasında Tuncay sistemin dişlilerini daha hızlı çevirmesini sağladı. Bu durumda Emre ve Hamit'in hücuma olan katkısı daha da arttı. Hiddink'in, yanlış demiyelim ama hatadan dönmesi biraz geç olsada güzel bir galibiyet aldık.

Ntvspor'da bir yorumcu büyüğümüz şunu dedi;''Belçika bizim rakibimiz olamaz. Bizim rakibimiz Almanya''.
Kesinlikle buna katılmıyorum. Bizim rakibimiz Belçika. Şundan söylüyorum; Belçika Milli takımında oynayan futbolcuların bir çoğu üst düzey liglerin önemli kulüplerinde futbol oynuyor. Ortada yükselişte olan bir Belçika futbolu var. Bakın bizim futbolcularımız üst düzey liglerde oynayamaz demiyorum. Şu anda oynamıyorlar. Sabri kendi kulübünde oynamadan Milli takımda oynadı, Aurelio aynı şekilde,Tuncay aynı,Hamit,Semih...bu isimleri çoğaltabiliriz. Bu oyunculardan bir çoğu direkt olarak kendi takımlarında oynamıyorlar. Ben bundan bahsediyorum. Belçika'yı küçük görmek hatanın en büyüğü olur.

3-2 güzel bir skor gibi görünüyor. Evet öyle. 0-1 geri düşmüşsün, rakip takımda Fellani, Hazard, Kompany, Dembele gibi son derece tehlikeli oyuncular varken ve gol atacak bir organizasyon içinde bulunamazken bu sonucu beklemiyordum. Semih'in oyuna girmesi ne denli değiştirmişse oyunu rakibin 10 kişi kalması da o denli oyunun gidişini etkilemiştir.

Son olarak, iki galibiyetle başlamak çok güzel. Umarım devamı gelir.

Bitirmeden maçın adamını da seçelim. İlk yarı Arda Turan, maç sonu Hamit Altıntop.

3 Eyl 2010

BİZ BİR AİLEYİZ

Rijkaard - Kewell - Elano - Neıll.

MİLAN BAROS

INSUA'YA DOKUNMAK YASAK

HARRY KEWELL

'' KIL OLDUM ABİİİ ! ''


Dün akşam % 100 futbol programında Başkan Adnan Polat konuk oldu. Günlerdir bu günü ve saati bekliyordum. Galatasaray'ın içinde yaşanan olaylara açıklık getirecek, medyada dönen yalan haberlerin doğrusunu söyleyecek ve bu sayede tüm spor medyası aydınlatılmış olacaktı.

Hani, güzel de başladı. Projeler falan... Derken Rıdvan Dilmen yavaş yavaş amacını açığa çıkarmaya başladı. Hem Başkana sorular soruyor, hem de verdiği cevaplara inanılmaz bir tavır takınıyor. Program ilerledikçe Adnan Polat'ı bir kurbanmış gibi görmeye başladım. Olay buraya doğru gidiyordu. Çok daha güzel sorular sorulması gerekirken;

*Kamuoyun araştırmaları gösteriyor ki Türkiye'de en fazla taraftarı olan takım Galatasaray dedi başkan. Ardından Rıdvan Dilmen hemen araya girdi ve '' o tartışılır'' dedi.

*Güntekin Onay kötü başlangıcın ve Avrupa kupalarından elenmeyi neye bağlıyorsunuz dedi.Bir çok faktör bir araya geliyor ve bir anda işler iyi gitmemeye başlıyor ve bu sonuçları alabiliyorsunuz. Bu faktörlerin arasında şans faktörünü de göz ardı etmemeliyiz dedi başkan. Ardından Rıdvan Dilmen ''futbolda şans yoktur'' diye bir cevap veriyor.

*Türkiye'ye gelmiş, cv'si güzel olan futbolcuları saydı Rıdvan Dilmen. Bunun üzerine Misimovic'i nasıl buluyorsun Rıdvan dedi Adnan Polat. ''Bunların çok altında'' dedi. b Sonrasından Misimovic'in geçen yıl neler yaptığını anlatmaya çalışan Adnan Polat'ın sözlerini bitirmesine izin vermeden başka konulara geçmeye çalıştı.

*Olmadık bir anda gereksiz bir şekilde Beşiktaş'ı sordu ki bunu hiç anlamış değilim.

Hepsini bir kenara bırakalım diyemiyorum. Zoruma gitti dün yaşananlar. Üzüldüm. Programa konuk olan Türkiye'nin en büyük futbol kulüplerinden birinin başkanı.

Umarım Rıdvan Dilmen bir gün o programda ŞANS kelimesini kullanır ve tüm Türkiye buna tanıklık eder.

2 Eyl 2010

1 Eyl 2010

4-3-3 TARİH Mİ OLUYOR ?


Bu günden itibaren Galatasaray'da bir çok şey değişecek. Değişmeyeceğini düşünenler var saygı duyuyorum.

Tarihinin en kötü başlangıçlarından birisini yaptı. Daha ilk basamaklarda Avrupa kupalarına veda etti.Büyük hedefleri olan kulüpler için bu durum kazanın kaynaması için altına daha çok odun atılmasına neden olurdu, oldu da. Kazanda suyun çok olmaması dışarıya taşmasına engel olmuştu. Dün itibari ile kazanın içindeki suya ilaveler yapıldı. Tatlandırıcılar ilave edildi. Tuz ve şeker.

Katılmadığım bir konudan devam etmek istiyorum. Süper Ligi bir kenara bırakalım. Halen dillerde dolanan bir söylem var. Bu transferler Avrupa kupasından elenmeden önce neden yapılmadı ? Bu söylem Galatasaray'a haksızlık etmektir. Neden ? Galatasaray'ın mevcut kadrosu Lviv'i rahatlıkla eleyecek bir güçte. Basit bireysel hatalar ve son maçtaki panik bizi kupanın dışına itti. Bunu artık kabul edin. Avrupa kupasından elenmenin transferle uzaktan yakından bir alakası yok. Tabi ki transferlerin geç kaldığı bir gerçek. Bu tamamen maddi durumdan ve daha ötesi yönetimin yetersizliğinden kaynaklı. Artık Avrupa kupası da geride kaldı süper ligde alınan iki mağlubiyette. Geçmişe sünger çekmek kolay değil ama geçmişle yaşamak hiç kolay değil.

Dün mevcut kadroya Misimovic ve Insua katıldı. Tamam sorunlar bitti demiyoruz. Galatasaray'da sorun hiç bitmez.

Galatasaray'ın 4-3-3 sisteminde ideal on birine bir bakalım şimdi. Ufuk,Sabri,Neıll,Servet,Hakan Balta,Ayhan,Mustafa Sarp,Barış,Arda,Baroş,Kewell.

Sezon başında Cana,Pino,Ali Turan,Serdar Özkan,Mehmet Battal,Musa Çağıran vs. gibi oyuncular kadroya dahil edildi. Mehmet Topal gitti yerine Cana alındı. Keita gitti yerine Pino ve Serdar Özkan alındı. Cana, bir Mehmet Topal olabilir mi ? Pino ve Serdar Özkan, bir Keita olabilir mi ? Tüm bunların üzerine Kewell ile neredeyse anlaşma yapılmayacaktı. Musa'nın sakatlanması. Üzerine Pino ve Cana'nın sakatlanması. Yeni transferler sakat mı diye düşünürken Sabri sakatlandı,son olarak Kewell ve Mehmet Battal sakatlandı. Olaylar bu şekilde devam ederken işlemeyen 4-3-3 sistemi tamamen çaresiz kalmıştı. Oyuncuların alternatiflerinin olmaması felaketlerin habercisiydi. Sonuç; lige iki mağlubiyetle başladık ardından Avrupa kupalarından elendik ve eskişehir galibiyetiyle biraz gülümsedik.

Avrupa kupasından elenmek beceriksizlikten başka bir şey değildi.Artık herkesimden aynı ses çıkıyordu. Transfer şart. Neden bekleniliyor. Maddi kaynak sıkıntısı çeken yönetim dünya kupasında harika bir performans sergilemiş Elano'yu satma girişimlerinde bulunuyor fakat istediği rakamları veren bir kulüp çıkmıyordu. Bu kadro sıkıntısında Elano'nun satılması düşüncesi bile taraftarı ürkütüyordu. Maçı izleyen her göz görüyordu Galatasaray orta sahasının Ayhan,Sarp,Mustafa üçlüsüne, kalesinin Aykut ve Ufuk'a emanet edilmeyeceğini. Bunu Rijkaard ve yönetim de görüyordu. Tüm temaslar boşa çıkmıştı. Başvurulan oyuncunun ücreti Galatasaray'ın bütçesine uymuyordu. Yönetimden gelen açıklamalar hiç değişmiyordu.''Transfer sezonu kapanmadan iki yada üç oyuncu daha alacağız''. Beklenen haberler nihayet dün geldi. Müthiş bir pasör ve savunmacı takıma katıldı.

Rijkaard geldiği günden bu yana 4-3-3 sisteminde oynattı takımı. Misimovic'in gelişi ile bu sistemden vazgeçmesi gerekecek gibi. İnsan düşünmeden de edemiyor tabi. Rijkaard misimovic transferini ne kadar istedi. Kararlı olduğu siteme devam edecekse Misimovic bu sistemin neresinde kendine yer bulabilecek ? bu da ayrı bir soru işareti. Misimovic, kendisinin de söylediği gibi forvet arkasından ikinci bir forvetmiş gibi oynayan ve bu sayede performansını üst seviyede tuta bilen bir oyuncu. Rijkaard'ın tabi ki sistemine saygı duymak zorundayız. Misimovic'den istenilen verimi alabilmek için onu muhakkak on numara pozisyonunda oynatmak zorundasınız. Bu da direkt olarak 4-2-3-1 sistemini işaret ediyor.

Sistem üzerinde yabancı oyuncularımızın durumuna bakalım. Neill,İnsua,Cana,Pino,Elano,Kewell,Baroş,Misimovic. Neill ve İnsua'nın yeri garanti.Muhtemelen Cana ilk ön libero olacak. Ona da garanti diyelim. Baroş ve Misimovic garanti. Beş yabancımız oldu. Altıncı muhtemelen Elano olacaktır. Görüldüğü gibi hücum yönümüz yine kuvvetli. Pino var elde. Daha hiçbir şey anlayamadık. Genç bir yetenek oyması gerekiyor. Kewell gördük ki o olmadan olmuyor.Skibbe dönemi aklıma geldi. Çok gol atar çok gol yerdik. Yine oraya doğru gidiyor gibiyiz. İnsua'nın gelişi sol beke bir çözüm evet ama sıkıntı stoperlerde. Servetin yıldızı bir türlü barışmadı Rijkaardla. Rejkaard Servetin yerinde Baltayıda deneyebilir. Sağ bek Sabri'den sonra çöktü. Ali Turan oranın oyuncusu olmadığını gösterdi. Ama ben diyorum ki Ali Turan Galatasaray'ın oyuncusu olabilir mi ?

Tüm mevkileri değerlendirdik. Son olarak ideal on birimi yazayım ve bitirelim. 4-2-3-1

--------------------UFUK--------------------

---SABRİ---NEİLL---H.BALTA---İNSUA----

------------CANA----M.SARP----------------

----ELANO----MİSİMOVİC-----ARDA------

-----------------BAROŞ----------------------

ZVJEZDAN MİSİMOVİC

EMİLİANO INSUA

SON DAKİKA TRANSFERLERİ

01.09.2010 tarihli transferler;

Romaric - Sevilla - Zaragoza
David Rozenhal - Hamburg - Lille
Osvoldo - Bologna - Espanyol
Drenthe - R.Madrid - Hercules
Mehmet Yozgatlı - Gaziantepspor - Gençlerbirliği

31.08.2010

Kaledze - Milan - Genoa
Dı Santo - Chelsea - Wigan
Uğur İnceman - Beşiktaş - Antalyaspor
Gudjohnsen - Monaco - Stoke City
Yobo - Everton - Fenerbahçe
Borıello - Milan - Roma
Gyan - Rennes - Sunderland
Robınho - M.City - Milan
Hleb - Brcelona - Birmingham
Konchesky - Fulham - Liverpool
Candreva - Udinese - Parma
Daprela - West Ham - Brescia

Kanfory Sylla - İBB - Konyaspor
Landzaat - Feyenoord - Twente
Camoranesı - Juventus - Stuttgart
Misimovic - Wolfsburg - Galatasaray
Insua - Liverpool - Galatasaray
Huntelar - Milan - Schalke
Jurado - A.Madrid - Schalke
Serkan Kırıntılı - Ankaragücü - Fenerbahçe

Not: Bu gün içinde biten transfer olursa listeye eklenecektir.
Not 2: Atladığımız transferler olabilir.



31 Ağu 2010

BAROŞ - KEWELL - İNSUA // LİVERPOOL - GALATASARAY

BİR GECE HASILATI

Yapılan transferleri oyuncu kalitesi olarak eleştirmek futbolcuyu bırakalım futbola yapılmış bir saygısızlık olur. Ancak keşkeler üzerine kurulu bir hayat felsefesi kabul edilemez bir yaşamdır. Onun için bir çok kişinin söylediği gibi Avrupa kupasından elenmeden önce yapılsaydı bu transferler demeyeceğim. Çünkü Galatasaray'ın mevcut kadrosu sıradan bir takım olan Lviv'i eleyecek kadar güçlüydü. Bunun transferle falan bir alakası yok.

Rijkaard'ın transfer yapmak için yapılmaz sözü bu gün bize doğruluğunu tekrar gösterdi. Orta sahada topla buluşan ve bu topu hücum hattına servis yapacak oyuncu eksiğimiz Misimovic transferiyle noktalandı. Eksikti tamamlandı. Avrupa liginden elenen takımın teknik direktörü maç sonu basın toplantısında defansa oyuncu istediğini ve henüz alınmadığını söylemek zorunda kaldı. Üç maçtır sol bek oyuncumuzun bireysel hatası nedeniyle goller yedik. Yeri dün gece İnsua transferiyle dolduruldu. Eksikti tamamlandı. Şimdi beklenen bir transfer daha var. Bu transfer yine eksik bölgeye olacak. Bu transfere aday iki bölge var. Birinci bölge defansif bir ortasaha, ikinci bölge ise kaleci. Muhtemelen bu transfer defansif ortasaha olacak.

Misimovic'i burada satırlara dökecek değilim. Tanımayan varsa yardımcı olabilirim. Rijkaard'ın 4-3-3 sisteminde Misimovic'i nerede oynatacak ? Yoksa Rijkaard 4-3-3 sisteminden vaz mı geçecek ? Evet vaz geçecek. Muhtemelen 4-2-3-1 olacak. Eski sistemde ısrar etmesi hem Misimovic'in performansını düşürür hemde orta sahanın hakimiyetini kaybeder. Misimovic çok koşan bir oyuncu değil. Orta sahada pres yapıp üstün bir mücadele beklenemez. Beklenen bitirici paslar ve pitirici son vuruşlar. Ki bunlar bu adamda fazlasıyla mevcut.

Galatasaray'da taşlar yerine oturmaya başladı. Kötü başlangıç umarım mutlu bir sonla biter.

Misimovic ve İnsua transferleri Galatasarayımıza hayırlı olsun.

PART 2 // EMILIANO İNSUA GALATASARAY'DA

28 Ağu 2010

AYHAN AKMAN ''DIŞARIDA SEYİRCİ VAR MI'' ? SAHADA KİMSE VAR MI ?

Ayhan Akman Karpaty Lviv maçı sonrası havalimanında bir güvenlik görevlisine ''Dışarıda seyirci var mı'' ? diye bir soru iletti. Ultraslan.com Ayhan'a hitaben şunu sordu ''Sahada kimse var mı''?

Şimdi Ayhan'a bir soruda biz soralım; Ayhan sen ne için o sarı kırmızı formayı giyiyorsun ?Unutma ki biz sevgimizi herkesle paylaşmayız. Armaya sahip çıkar söker alırız.

27 Ağu 2010

ACHİLLE EMANA & REAL BETİS

Dün gecenin ardından böyle bir haber girmek ne kadar doğru açıkçası tartışılır. Belki de yaptığım yanlış. Bunu şu anda kestiremiyorum. Peki peki kısa kesiyorum.

Real Betis takımı Emana'nın ismini Federasyona bildirmemiş. Gerekçe olarak Emana'nın aklının Betis'de olmadığını söylemişler. Hafta sonu ve hafta içi oynanacak maçlarda kadroya dahil edilmeyecek. Transferi artık kesin gibi. Ama nere gideceği belli değil. Galatasaray ihtimali yüksek.

UEFA AVRUPA LİGİ KURA ÇEKİMLERİ // ŞAPKADAN TAVŞAN ÇIKTI

Tek temsilcimiz beşiktaş kaldı. Sonsuz başarılar. Bu arada Karpaty yan bastı sanırım.

KAPTAN VAR KAPTANCIK VAR. ÖYLE DEĞİL Mİ ?



1 Eki 2010

SERVET KADRO DIŞI

Karabük maçı öncesi şok karar...

Servet Çetin teknik direktör Rijkaard tarafından Karabük maçı kadrosundan çıkartıldı. Bu konu aslında çeşitli söylentiler var. Ama en büyük söylenti dün yapılan idmanda Rijkaard Servet'i as kadroya dahil etmemiş ve bu duruma Servet tepki göstermiş. Eğer işin aslı bu ise Servet bu duruma tepki göstermişse tepkisinde haklıdır diye düşünüyorum. Son haftalardaki performansına bakıldığı zaman Hakan Balta'nın yokluğu ki sezona kötü başlamıştı, Gökhan Zan'ın nasıl bir performans sergileyebileceği tahmin bile edilemezken ve maç eksiği fazla olmasından dolayı Servet şu an itibari ile Galatasaray'ın tartışmasız ilk on bir oyuncusudur. Tabi antrenmanda neler yaşandı bilinmiyor. Yakında kokusu çıkar ve o duruma da bir yorumumuz olur.

30 Eyl 2010

RANGERS 1 - 0 BURSASPOR

Bursaspor'a panik ataktan on gün yatak istirahati verilmeli. Kötü başlamadılar ama bir telaş bir heyecanla başladılar. Valencia maçı öncesi ve sonrası tecrübesizlik ve heyecan var dedik. Önümüzdeki maçta tecrübesizlik devam eder ama en azından heyecanlılık durumunu silerler demiştik ama olmadı.

Kötü başlamadılar demiştim. Bunu topa sahip olarak gösterdi Bursaspor. Üçüncü bölgede gerekli beceri sağlanamayınca gol gelmiyor tabi ki. Bu duruma etken olarak Rangers savunmasının beşli olduğunu da unutmayalım. İç sahada kaybetme korkusu ileri çıkmayan bir beşli savunmayı beraberinde getirmiş İskoçlar'da. Biraz talihsizlik, biraz tecrübesizlik ve biraz da İvankov'un hatası golü getirdi. Golden sonra çabuk toparlanan bir Bursaspor vardı karşımızda. Orta saha hakimiyetini Ergiç sakatlanıp İnsua girmesiyle tamamen kazandılar. Bana göre kötü bir Batalla vardı. Rakip beşli savunma yaparken neredeyse hücuma katkı yapmaması Sercan'ın o savunma arasında kaybolmasına neden oldu. Volkan iyilerdendi. Hatta Insua ile beraber en iyisiydi diyebiliriz.

Beklentiler en az bir puan alınmasından yanaydı. Alınmaması için de bir neden yok gibi görünüyordu. Kimse çıkıp Rangers'in Bursaspor'dan çok daha iyi bir takım olduğunu savunamaz. Yapılmak istenilenler bir araya gelmediği zaman sonuca gitmek imkansız hale geliyor. İki maçta sıfır puan kötü bitecek bir sonun habercisi sanki. Umarım kötü başlangıçlar güzel sonla biter.

R.KAZAN 1 - 1 BARCELONA / CÜNEYT ÇAKIR

Yıllardır Ruslara karşı deplasmanda galip gelemeyen Barcelona dün akşam Gökdenizli Rubin Kazan ile bir kez daha berabere kaldı. Oyun aslında Barcelona'nın istediği gibi de başladı. Tanıdık gelen ayağa ve sık paslarla rakip kaleye yaklaşmaya çalışan Katalan ekibi Kazan'ın katı savunmasını aşmayı bir türlü başaramadı. Rubin iki pas yapabilse belki de galip gelecekti. Bir ara Guardiola'nın uzun paslarla çıkın hareketini gördük. Yerden pas yaparak set kurmuş rakip defansı geçmek kolay değildi. Defansın arkasına sarkan uzun paslarla gol aramak durumdan kurtulmak için bir çıkış yolu olabilirdi fakat Ruslar burayı da kapatmıştı. Kontratak peşinde koşan Gökdeniz ve arkadaşları cılız hücum hattı ile Barcelona savunmasının arasında eriyip gittiler. Maçın son anında Martins'in kafası direkten dönerken Guardiola'nın aklından geçenleri tahmin etmek çok güç değildi.

Sahada Gökdeniz'in olmasında daha öte maçı yöneten hakemin Cüneyt Çakır olması daha bir keyifliydi benim için. Bu maça atakdıktan sonra maç saatine kadar herkes kafasında soru işareti ile dolaşıyordu. Acaba korkusu saklanmıyordu bile. Korkulduğu gibi olmadı. Cüneyt Çakır neredeyse hatAsızdı. Verdiği karşılıklı birer penaltı kararı son derece doğruydu. Verdiği kartlar kesinlikle haksız değildi.Türk hakemler için iyi bir gece oldu. Gelecek içinde güzel bir yönetimdi.

29 Eyl 2010

TUTMAYAN AŞI KURUTULMALI

Nedenlerini araştırmak ne denli doğru sonuca götürür bilinmez ama Brezilyalı futbolcularla bir uyum problemi var Galatasaray'ın. Bir kaç isim sayılabilir istenilen verim alma konusunda ama yüzdeye vurunca durum epey vahim.

Galatasaray'ın futbolda en parlak dönemi olan 2000 yılında kadroda bulunan Taffarel ve Capone belki de şu ana kadar en olumlu performansı sağlayan Brezilyalılardı. Öncesi ve sonrasında onlarca isim sayılabilir takımda boşuna yabancı kontenjanını dolduran. Cebine faydasından başka bir faydası olmayan.

Fayda sağlayabilecekler de yok değildi aslında. Yanlış politika ve yabancı futbolculara olan düşmanlık sonunu çabuk hazırladı.

Felipe vardı bi'. Fatih terim benim oyun sistemime uymuyor diye gönderdi. Belki tutabilirdi. Jardel vardı, yediği dayaktan sonra neden dursun ki. Sonra, sonra, Lincoln vardı. Bence kurban edildi.

Sonra Elano geldi. Artık bu olsun dedik. Elano'nun Galatasaray'ı seçmesindeki nedeni artık hepimiz biliyoruz. Dunga'nın milli takımdan ayrılması bana göre Elano'nun performansını etkiledi. Elano da biliyordur şu haliyle milli takıma çağrılmayacağını. Devra arasında takım arkadaşları sahada ısınırken o kulübede tek başına oturmuş Dunga'dan sonra ben ne hale düşerim onun düşüncesindeydi. Şimdi ailevi nedenlerden dolayı ülkesine gitti. Dönünce nasıl bir düşünce yapısıyla döner bilinmez ama ortada tek bir gerçek var; Galatasaray'a gelmiş tüm Brezilyalıları bir kenara koyalım elinde Elano gibi bir futbol zekası varsa ve bu oyuncunun performansı her geçen gün kötüye gidiyorsa ve sistem içinde yer açılamıyorsa bu durumda tek sorumlu Elano'dur diyemeyiz.

Şu sate kadar kazanılmamış bir Elano kazanılabilir mi ? Çok zor. Ama kazanılırsa iki Pino üç Aydın sonsuz Serdar Özkan eder.

13 Eyl 2010

Gökhan Yavuz ve Raşit Ek

Türk Telekom Arena'ın inşaatında iki işçi hayatını kaybetti. Bugün Kanat Atkaya Hürriyet'te bir çağrı yaptı. Devamını getirmek istiyorum.Galatasaray Eğitim Vakfı, hayatını kaybeden iki işçinin çocukları yoksa kardeşlerinin eğitimlerini üstlenmeli. Galatasaray o stadın açılışından elde edeceği geliri kasasına değil bu insanların ailelerine bağışlamalı. Bu konuya bloglarında değinecek, bunun bir kampanya haline gelmesi için çaba gösteren tüm arkadaşlara teşekkürler...
****
Seyrantepe'ye isimlerini verin
Gökhan Yavuz 30 yaşındaydı, Raşit Ek ise 20. Bayram günü öldüler. G.Saray’ın stadı için öldüler. G.Saray’ın boynunun borcudur bu iki işçi kardeşin adlarını yaşatmak.
GÖKHAN Yavuz 30 yaşındaydı. Raşit Ek 20 yaşındaydı.Bir bayram günü, akşam üzeri, Galatasaray’ın Seyrantepe’deki yeni stadı için kanalizasyon kazısı yaparken öldüler. Bayram günü öldüler. Galatasaray’ın stadı için öldüler.
Gökhan ve Raşit, Galatasaray nice bayramlar yaşasın diye, bir bayram günü öldüler. Galatasaray’ın boynunun borcudur bu iki işçi kardeşin adlarını yaşatmak.
Haber ulaştığında içim daraldı, ruhum karardı.
Zayiat olmasınlar
Twitter’a not düştüm “Adları keşke yeni stadın iki kapısına verilse. Gücümüz yeter mi, deneyelim mi?”Galatasaraylısı, Fenerbahçelisi, Beşiktaşlısı, Karşıyakalısı... Takım tutanı tutmayanı “Deneyelim, yanındayız” dedi... Deniz Ülke Arıboğan, Ali Atıf Bir, Bülent Timurlenk, Bener Onar gibi eli medyada kalem tutanı, spor seveni ve sevmeyeni “Yürü” dediler. Gökhan Yavuz ve Raşit Ek bir bayram günü, kanalizasyon kazısı yaparken Galatasaray’ın yeni stadı için öldüler. Büyük inşaatlar için normal kabul edilen zayiat olarak, bir küçük haber haber olarak düşmesinler tarih toprağına.
İsimleri iki kapıya verilsin.
Mutlulukla analım
Mutlulukta, kederde analım iki kardeşimizi. Zor mudur?
Yetki mi gerekir?
İkna mı gerekir?
Kampanya mı gerekir?
Öldü arkadaşlar bir kanalizasyon kazısında; vicdan gerekir. Haydi Galatasaray, yaşat adlarını, üzme bizi...
Raşit 20 yaşındaydı, Gökhan 30...
Bir bayram günü öldüler.
Daha lafa gerek var mı? / KANAT ATKAYA

8 Eyl 2010

TÜRKİYE 3 BELÇİKA 2

Aslında iki farklı değerlendirme yapılması gerekiyor. İlk 45 dakika ve ikinci 45 dakika...

Sahaya çıkan on bir daha çok gol yememeyi hedefleyen bir düşüncenin ürünü bana göre. Bu düşünce Emre ve Aurelio'nun savunmaya daha yakın oynamasına neden oldu. Hücum organizasyonlarını sağlam adımlarla geliştirecek Hamit sağ kanatta kısılıp kalınca yük tamamen sol kantta Arda'ya düştü. İlk yarı itibari ile neredeyse tüm hücum organizasyonları Arda'nın bulunduğu kanttan yapılmaya çalışıldı. Yıllardır biliriz ki Tuncay tam bir santrfor değil. Tek başına son adam olmak Tuncay'ın futbol mantalitesinde yok zaten. O şavaşçı kimliğinden ödün vermeyen, araya koşular yapıp sürpriz çıkışlarla gol koklayan daha çok forvet arkası bir oyuncu. Topu sürekli orta alan defans arasında çevirdik durduk. Topun daha çok bizde kalması, bu hücüm organizasyonu olmayan kısır top çevirmelerden kaynaklandı. Oyunda kaldığı sürece Selçuk İnan'ın pek katkı sağladığını söyleyemeyiz. Hani bu yarı itibari ile Belçika'nın bir atağı var mı dersek ona da var diyemeyiz. En büyük sorunlarımızdan biri olan yan top yine gol yememize neden oldu. Servet'in rakibini kaçırması Onur'un hatalı çıkışı golü yememizde ki önemli iki etkendi.

Eksik olanı herkes görebiliyordu. Orta sahanın hücuma olan katkısını arttırmamız şarttı. Gördük ki Selçuk'un oyundan alınması ve yerine Semih'in girmesi tüm her şeyi baştan yazdı. Semih en uçta hemen arkasında Tuncay sistemin dişlilerini daha hızlı çevirmesini sağladı. Bu durumda Emre ve Hamit'in hücuma olan katkısı daha da arttı. Hiddink'in, yanlış demiyelim ama hatadan dönmesi biraz geç olsada güzel bir galibiyet aldık.

Ntvspor'da bir yorumcu büyüğümüz şunu dedi;''Belçika bizim rakibimiz olamaz. Bizim rakibimiz Almanya''.
Kesinlikle buna katılmıyorum. Bizim rakibimiz Belçika. Şundan söylüyorum; Belçika Milli takımında oynayan futbolcuların bir çoğu üst düzey liglerin önemli kulüplerinde futbol oynuyor. Ortada yükselişte olan bir Belçika futbolu var. Bakın bizim futbolcularımız üst düzey liglerde oynayamaz demiyorum. Şu anda oynamıyorlar. Sabri kendi kulübünde oynamadan Milli takımda oynadı, Aurelio aynı şekilde,Tuncay aynı,Hamit,Semih...bu isimleri çoğaltabiliriz. Bu oyunculardan bir çoğu direkt olarak kendi takımlarında oynamıyorlar. Ben bundan bahsediyorum. Belçika'yı küçük görmek hatanın en büyüğü olur.

3-2 güzel bir skor gibi görünüyor. Evet öyle. 0-1 geri düşmüşsün, rakip takımda Fellani, Hazard, Kompany, Dembele gibi son derece tehlikeli oyuncular varken ve gol atacak bir organizasyon içinde bulunamazken bu sonucu beklemiyordum. Semih'in oyuna girmesi ne denli değiştirmişse oyunu rakibin 10 kişi kalması da o denli oyunun gidişini etkilemiştir.

Son olarak, iki galibiyetle başlamak çok güzel. Umarım devamı gelir.

Bitirmeden maçın adamını da seçelim. İlk yarı Arda Turan, maç sonu Hamit Altıntop.

3 Eyl 2010

BİZ BİR AİLEYİZ

Rijkaard - Kewell - Elano - Neıll.

MİLAN BAROS

INSUA'YA DOKUNMAK YASAK

HARRY KEWELL

'' KIL OLDUM ABİİİ ! ''


Dün akşam % 100 futbol programında Başkan Adnan Polat konuk oldu. Günlerdir bu günü ve saati bekliyordum. Galatasaray'ın içinde yaşanan olaylara açıklık getirecek, medyada dönen yalan haberlerin doğrusunu söyleyecek ve bu sayede tüm spor medyası aydınlatılmış olacaktı.

Hani, güzel de başladı. Projeler falan... Derken Rıdvan Dilmen yavaş yavaş amacını açığa çıkarmaya başladı. Hem Başkana sorular soruyor, hem de verdiği cevaplara inanılmaz bir tavır takınıyor. Program ilerledikçe Adnan Polat'ı bir kurbanmış gibi görmeye başladım. Olay buraya doğru gidiyordu. Çok daha güzel sorular sorulması gerekirken;

*Kamuoyun araştırmaları gösteriyor ki Türkiye'de en fazla taraftarı olan takım Galatasaray dedi başkan. Ardından Rıdvan Dilmen hemen araya girdi ve '' o tartışılır'' dedi.

*Güntekin Onay kötü başlangıcın ve Avrupa kupalarından elenmeyi neye bağlıyorsunuz dedi.Bir çok faktör bir araya geliyor ve bir anda işler iyi gitmemeye başlıyor ve bu sonuçları alabiliyorsunuz. Bu faktörlerin arasında şans faktörünü de göz ardı etmemeliyiz dedi başkan. Ardından Rıdvan Dilmen ''futbolda şans yoktur'' diye bir cevap veriyor.

*Türkiye'ye gelmiş, cv'si güzel olan futbolcuları saydı Rıdvan Dilmen. Bunun üzerine Misimovic'i nasıl buluyorsun Rıdvan dedi Adnan Polat. ''Bunların çok altında'' dedi. b Sonrasından Misimovic'in geçen yıl neler yaptığını anlatmaya çalışan Adnan Polat'ın sözlerini bitirmesine izin vermeden başka konulara geçmeye çalıştı.

*Olmadık bir anda gereksiz bir şekilde Beşiktaş'ı sordu ki bunu hiç anlamış değilim.

Hepsini bir kenara bırakalım diyemiyorum. Zoruma gitti dün yaşananlar. Üzüldüm. Programa konuk olan Türkiye'nin en büyük futbol kulüplerinden birinin başkanı.

Umarım Rıdvan Dilmen bir gün o programda ŞANS kelimesini kullanır ve tüm Türkiye buna tanıklık eder.

1 Eyl 2010

4-3-3 TARİH Mİ OLUYOR ?


Bu günden itibaren Galatasaray'da bir çok şey değişecek. Değişmeyeceğini düşünenler var saygı duyuyorum.

Tarihinin en kötü başlangıçlarından birisini yaptı. Daha ilk basamaklarda Avrupa kupalarına veda etti.Büyük hedefleri olan kulüpler için bu durum kazanın kaynaması için altına daha çok odun atılmasına neden olurdu, oldu da. Kazanda suyun çok olmaması dışarıya taşmasına engel olmuştu. Dün itibari ile kazanın içindeki suya ilaveler yapıldı. Tatlandırıcılar ilave edildi. Tuz ve şeker.

Katılmadığım bir konudan devam etmek istiyorum. Süper Ligi bir kenara bırakalım. Halen dillerde dolanan bir söylem var. Bu transferler Avrupa kupasından elenmeden önce neden yapılmadı ? Bu söylem Galatasaray'a haksızlık etmektir. Neden ? Galatasaray'ın mevcut kadrosu Lviv'i rahatlıkla eleyecek bir güçte. Basit bireysel hatalar ve son maçtaki panik bizi kupanın dışına itti. Bunu artık kabul edin. Avrupa kupasından elenmenin transferle uzaktan yakından bir alakası yok. Tabi ki transferlerin geç kaldığı bir gerçek. Bu tamamen maddi durumdan ve daha ötesi yönetimin yetersizliğinden kaynaklı. Artık Avrupa kupası da geride kaldı süper ligde alınan iki mağlubiyette. Geçmişe sünger çekmek kolay değil ama geçmişle yaşamak hiç kolay değil.

Dün mevcut kadroya Misimovic ve Insua katıldı. Tamam sorunlar bitti demiyoruz. Galatasaray'da sorun hiç bitmez.

Galatasaray'ın 4-3-3 sisteminde ideal on birine bir bakalım şimdi. Ufuk,Sabri,Neıll,Servet,Hakan Balta,Ayhan,Mustafa Sarp,Barış,Arda,Baroş,Kewell.

Sezon başında Cana,Pino,Ali Turan,Serdar Özkan,Mehmet Battal,Musa Çağıran vs. gibi oyuncular kadroya dahil edildi. Mehmet Topal gitti yerine Cana alındı. Keita gitti yerine Pino ve Serdar Özkan alındı. Cana, bir Mehmet Topal olabilir mi ? Pino ve Serdar Özkan, bir Keita olabilir mi ? Tüm bunların üzerine Kewell ile neredeyse anlaşma yapılmayacaktı. Musa'nın sakatlanması. Üzerine Pino ve Cana'nın sakatlanması. Yeni transferler sakat mı diye düşünürken Sabri sakatlandı,son olarak Kewell ve Mehmet Battal sakatlandı. Olaylar bu şekilde devam ederken işlemeyen 4-3-3 sistemi tamamen çaresiz kalmıştı. Oyuncuların alternatiflerinin olmaması felaketlerin habercisiydi. Sonuç; lige iki mağlubiyetle başladık ardından Avrupa kupalarından elendik ve eskişehir galibiyetiyle biraz gülümsedik.

Avrupa kupasından elenmek beceriksizlikten başka bir şey değildi.Artık herkesimden aynı ses çıkıyordu. Transfer şart. Neden bekleniliyor. Maddi kaynak sıkıntısı çeken yönetim dünya kupasında harika bir performans sergilemiş Elano'yu satma girişimlerinde bulunuyor fakat istediği rakamları veren bir kulüp çıkmıyordu. Bu kadro sıkıntısında Elano'nun satılması düşüncesi bile taraftarı ürkütüyordu. Maçı izleyen her göz görüyordu Galatasaray orta sahasının Ayhan,Sarp,Mustafa üçlüsüne, kalesinin Aykut ve Ufuk'a emanet edilmeyeceğini. Bunu Rijkaard ve yönetim de görüyordu. Tüm temaslar boşa çıkmıştı. Başvurulan oyuncunun ücreti Galatasaray'ın bütçesine uymuyordu. Yönetimden gelen açıklamalar hiç değişmiyordu.''Transfer sezonu kapanmadan iki yada üç oyuncu daha alacağız''. Beklenen haberler nihayet dün geldi. Müthiş bir pasör ve savunmacı takıma katıldı.

Rijkaard geldiği günden bu yana 4-3-3 sisteminde oynattı takımı. Misimovic'in gelişi ile bu sistemden vazgeçmesi gerekecek gibi. İnsan düşünmeden de edemiyor tabi. Rijkaard misimovic transferini ne kadar istedi. Kararlı olduğu siteme devam edecekse Misimovic bu sistemin neresinde kendine yer bulabilecek ? bu da ayrı bir soru işareti. Misimovic, kendisinin de söylediği gibi forvet arkasından ikinci bir forvetmiş gibi oynayan ve bu sayede performansını üst seviyede tuta bilen bir oyuncu. Rijkaard'ın tabi ki sistemine saygı duymak zorundayız. Misimovic'den istenilen verimi alabilmek için onu muhakkak on numara pozisyonunda oynatmak zorundasınız. Bu da direkt olarak 4-2-3-1 sistemini işaret ediyor.

Sistem üzerinde yabancı oyuncularımızın durumuna bakalım. Neill,İnsua,Cana,Pino,Elano,Kewell,Baroş,Misimovic. Neill ve İnsua'nın yeri garanti.Muhtemelen Cana ilk ön libero olacak. Ona da garanti diyelim. Baroş ve Misimovic garanti. Beş yabancımız oldu. Altıncı muhtemelen Elano olacaktır. Görüldüğü gibi hücum yönümüz yine kuvvetli. Pino var elde. Daha hiçbir şey anlayamadık. Genç bir yetenek oyması gerekiyor. Kewell gördük ki o olmadan olmuyor.Skibbe dönemi aklıma geldi. Çok gol atar çok gol yerdik. Yine oraya doğru gidiyor gibiyiz. İnsua'nın gelişi sol beke bir çözüm evet ama sıkıntı stoperlerde. Servetin yıldızı bir türlü barışmadı Rijkaardla. Rejkaard Servetin yerinde Baltayıda deneyebilir. Sağ bek Sabri'den sonra çöktü. Ali Turan oranın oyuncusu olmadığını gösterdi. Ama ben diyorum ki Ali Turan Galatasaray'ın oyuncusu olabilir mi ?

Tüm mevkileri değerlendirdik. Son olarak ideal on birimi yazayım ve bitirelim. 4-2-3-1

--------------------UFUK--------------------

---SABRİ---NEİLL---H.BALTA---İNSUA----

------------CANA----M.SARP----------------

----ELANO----MİSİMOVİC-----ARDA------

-----------------BAROŞ----------------------

ZVJEZDAN MİSİMOVİC

EMİLİANO INSUA

SON DAKİKA TRANSFERLERİ

01.09.2010 tarihli transferler;

Romaric - Sevilla - Zaragoza
David Rozenhal - Hamburg - Lille
Osvoldo - Bologna - Espanyol
Drenthe - R.Madrid - Hercules
Mehmet Yozgatlı - Gaziantepspor - Gençlerbirliği

31.08.2010

Kaledze - Milan - Genoa
Dı Santo - Chelsea - Wigan
Uğur İnceman - Beşiktaş - Antalyaspor
Gudjohnsen - Monaco - Stoke City
Yobo - Everton - Fenerbahçe
Borıello - Milan - Roma
Gyan - Rennes - Sunderland
Robınho - M.City - Milan
Hleb - Brcelona - Birmingham
Konchesky - Fulham - Liverpool
Candreva - Udinese - Parma
Daprela - West Ham - Brescia

Kanfory Sylla - İBB - Konyaspor
Landzaat - Feyenoord - Twente
Camoranesı - Juventus - Stuttgart
Misimovic - Wolfsburg - Galatasaray
Insua - Liverpool - Galatasaray
Huntelar - Milan - Schalke
Jurado - A.Madrid - Schalke
Serkan Kırıntılı - Ankaragücü - Fenerbahçe

Not: Bu gün içinde biten transfer olursa listeye eklenecektir.
Not 2: Atladığımız transferler olabilir.



31 Ağu 2010

BAROŞ - KEWELL - İNSUA // LİVERPOOL - GALATASARAY

BİR GECE HASILATI

Yapılan transferleri oyuncu kalitesi olarak eleştirmek futbolcuyu bırakalım futbola yapılmış bir saygısızlık olur. Ancak keşkeler üzerine kurulu bir hayat felsefesi kabul edilemez bir yaşamdır. Onun için bir çok kişinin söylediği gibi Avrupa kupasından elenmeden önce yapılsaydı bu transferler demeyeceğim. Çünkü Galatasaray'ın mevcut kadrosu sıradan bir takım olan Lviv'i eleyecek kadar güçlüydü. Bunun transferle falan bir alakası yok.

Rijkaard'ın transfer yapmak için yapılmaz sözü bu gün bize doğruluğunu tekrar gösterdi. Orta sahada topla buluşan ve bu topu hücum hattına servis yapacak oyuncu eksiğimiz Misimovic transferiyle noktalandı. Eksikti tamamlandı. Avrupa liginden elenen takımın teknik direktörü maç sonu basın toplantısında defansa oyuncu istediğini ve henüz alınmadığını söylemek zorunda kaldı. Üç maçtır sol bek oyuncumuzun bireysel hatası nedeniyle goller yedik. Yeri dün gece İnsua transferiyle dolduruldu. Eksikti tamamlandı. Şimdi beklenen bir transfer daha var. Bu transfer yine eksik bölgeye olacak. Bu transfere aday iki bölge var. Birinci bölge defansif bir ortasaha, ikinci bölge ise kaleci. Muhtemelen bu transfer defansif ortasaha olacak.

Misimovic'i burada satırlara dökecek değilim. Tanımayan varsa yardımcı olabilirim. Rijkaard'ın 4-3-3 sisteminde Misimovic'i nerede oynatacak ? Yoksa Rijkaard 4-3-3 sisteminden vaz mı geçecek ? Evet vaz geçecek. Muhtemelen 4-2-3-1 olacak. Eski sistemde ısrar etmesi hem Misimovic'in performansını düşürür hemde orta sahanın hakimiyetini kaybeder. Misimovic çok koşan bir oyuncu değil. Orta sahada pres yapıp üstün bir mücadele beklenemez. Beklenen bitirici paslar ve pitirici son vuruşlar. Ki bunlar bu adamda fazlasıyla mevcut.

Galatasaray'da taşlar yerine oturmaya başladı. Kötü başlangıç umarım mutlu bir sonla biter.

Misimovic ve İnsua transferleri Galatasarayımıza hayırlı olsun.

PART 2 // EMILIANO İNSUA GALATASARAY'DA

28 Ağu 2010

AYHAN AKMAN ''DIŞARIDA SEYİRCİ VAR MI'' ? SAHADA KİMSE VAR MI ?

Ayhan Akman Karpaty Lviv maçı sonrası havalimanında bir güvenlik görevlisine ''Dışarıda seyirci var mı'' ? diye bir soru iletti. Ultraslan.com Ayhan'a hitaben şunu sordu ''Sahada kimse var mı''?

Şimdi Ayhan'a bir soruda biz soralım; Ayhan sen ne için o sarı kırmızı formayı giyiyorsun ?Unutma ki biz sevgimizi herkesle paylaşmayız. Armaya sahip çıkar söker alırız.

27 Ağu 2010

ACHİLLE EMANA & REAL BETİS

Dün gecenin ardından böyle bir haber girmek ne kadar doğru açıkçası tartışılır. Belki de yaptığım yanlış. Bunu şu anda kestiremiyorum. Peki peki kısa kesiyorum.

Real Betis takımı Emana'nın ismini Federasyona bildirmemiş. Gerekçe olarak Emana'nın aklının Betis'de olmadığını söylemişler. Hafta sonu ve hafta içi oynanacak maçlarda kadroya dahil edilmeyecek. Transferi artık kesin gibi. Ama nere gideceği belli değil. Galatasaray ihtimali yüksek.

UEFA AVRUPA LİGİ KURA ÇEKİMLERİ // ŞAPKADAN TAVŞAN ÇIKTI

Tek temsilcimiz beşiktaş kaldı. Sonsuz başarılar. Bu arada Karpaty yan bastı sanırım.

KAPTAN VAR KAPTANCIK VAR. ÖYLE DEĞİL Mİ ?