6 Haz 2009

BORDO MAVİ VS TEKNİK DİREKTÖR SORUNU

Trabzonspor futbol takımı yıllardır kayda değer bir başarı yakalayamadı. Bu başarısızlığı her zaman sineye çeken taraftar bu kez sesini yükseltti ve anlaşma sağlanan Samet Aybaba ile yollar ayrıldı.

Şimdi Trabzonspor'un Teknik direktör olarak takımın başına getirdiği isimlere bir bakalım genelde aynı isimler üzerinde karar kırıldığını ve bu isimlerin % 95 yerli antrönerlerden olduğunu görebiliriz.
2000/01 sezonundan itibaren aldığım bu teknik direktörler tabloda 2003 ve 2004 yılında aldığı Türkiye kupasından başka bir kupa kazandıramamışlar. Takım eski havasından yıllardır çok uzakta. Halen dört büyük olarak anılan takım artık gözümde anadolu takımlarımızdan birisi haline gelmiştir.

Yönetimin yıllardır çözüm bulamadığı ve artık kanayan bir yara haline gelen ve hatta kabuk bağlayamayacak durum da olan yanlış teknik direktör seçimine bir son vermeli.

5 Haz 2009

SARI KIRMIZI RİJKAARD

Bizi izlemeye devam edin...

REKLAMLAR!!!



tırt yerel radyoların ''reklamlar bittiii'' mottosu gibi, ''reklamlar!!!'' diye girdik ama kusrumuza bakılmasın.:) basketçi ağabeylerimizden steve nash ve karşısındakiler... afiyetle izleyiniz.

3 Haz 2009

SÖZ ŞİMDİ GAZETELERDE



Ülkemizde futbolun en güzel yanlarından biri de,genelde şu günlerde başlayan ve yaz boyunca hayatımıza renk ve neşe katan asılsız transfer haberleridir.Hangi yıldız futbolcular getirilmez ki bu dönemde ülkemize.Hem de manşetleri süsler alengirli sözcük gruplarıyla.Sen ol da o manşetleri görüp de o gazeteyi alma(o biraz zor).O gazeteyi alırken haberin asıl olup olmaması önemli değildir bu zaman zarfında.Şeytanında dürtmesiyle o gazeteler alınır güzelce serin bir yere konuşlandıktan sonra soğuk meşrubat eşliğinde aheste aheste okunur.Ülkemizde her sene geleneksel olarak yaşanan bu aylara yine şanına yakışır bir başlangıç yapıldı.

Hepimize hayırlı olsun.Yılın bu aylarında futbol ve spor bir başka güzel.

SON DAKİKA !!!

2000 yılından bu yana yaklaşık 8/9 teknik direktör değiştiren Galatasaray son olarak Bülent Korkmaz'ı da listeye dahil etti ve görevine son verdi. Açıklamada istifa sunmasından bahsediliyor. İnananlar el kaldırsın...

KÖLN & SKİBBE

Köln'de Daum'dan boşalan teknik adam koltuğuna Türkcell Süper Lin'in 21. haftasında görevine son verilen Galatasaray'ın eski teknik direktörü Skibbe getirilmek üzere. Alman spor medyası transfer haberini doğrularken tarafların anlaşmak üzere olduğunu yazdı. 

2 Haz 2009

KİM ÇIKIP YALANLAYACAK

Transfer, denize düşen yılana sarılır misali olmamalı. Mevki transferinden yana oldum hep. Gerekli yerlere gerektiği zaman yapılmalı. Bu yıl tutmadı hadi güle güle, biz her yıl başarılı olmalıyız seninle olmadı kendine takım bul demek en kolayımıza geliyor. Kulüplerimiz çok zengin ya kimsenin borçu yok. Haklılar aslında ülkemize gelen futbolcular yada teknik adamlar yüksek fiyatlardan dolayı geliyor.

Şimdi asıl konu şu; Christoph Daum'un tekrar Fenerbahçe ile anlaşmaya vardığı haberleri. Daum Fener'e 6 Haziran 2003 yılında 1 yıl opsiyonlu 3 yıl sözleşme imzalamıştı. Kaldığı sezonda 2003/2004 - 2004/2005 yıllarında üst üste takımı şampiyon yaptı. Tam 3 yıl üst üste yapacakken ramak kalmışken son maçta Denizli ile berabere kalınca takımdan gitti. Şimdi bu Daum'a kim başarısız diyebilir ki. O zaman Daum ile yolları ayıran Fenerbahçe kulübünün başkanı halen başkan ve yine Daum'la anlaştı haberleri tüm manşetlerde. Peki neden gönderildi ki. Kendisi mi gitti ? Peki neden izin verildi ? Yada tekrardan neden anlaşılıyor. Aynı şeyleri zamanında Galatasaray'da yapmıştı. Lucescu ile şampiyon olduktan sonra görevine son verip Fatih Terim ile anlaşılmıştı. Sanırım yakın zamanda Lucescu'ya tekrar teklif götürüldü.

Bir teknik adamdan geldi andan itibaren büyük başarılar beklemek çok yanlış. Her zaman olduğu gibi takımlarımızın transfer anlayışları anlamak çok güç. Eğer anlaşma sağlanmış ise Fener için hayırlı olur daha ne diyelim.  

SKİBBE İLE GİDEN ŞAMPİYONLUK

Biliyorum sürekli aynı yemeği ısıtıp ısıtıp önünüze sunmak midenizi bozmaya başladı.

Yönetim başarısız oldu ve bunu kabul etti. Türkiye'nin en iyi kadrosuna sahip takımsın. Ve ben bunu biraz daha ileri götürüp Avrupanın üst düzey liglerinin birinde iyi bir sıralamada bulunacağını düşünüyorum. Yönetmek/yönetmeyi bilmek futbolun en temel taşıdır.Hele hedefleri her zaman yüksek olan bir takım içinde yönetimse o bambaşka bir yönetici becerisi gerektirmektedir.

Lig ve Avrupa kupaları hedefine başlamadan önce,ki Galatasaray'ın öncelik hedefi Avrupa kupaları olmalı,teknik adam ve gerekli bölgelere gerekli futbolcu eksiklikleri ile başladı Galatasaray. Skibbe getirildi önce. Akıllarda onlarca soru işareti oluşturdu bir anda. Daha sezona başlamadan Galatasaray için yeterli mi ? diye kendi kendimize sormaya başladık. Şampiyonlar ligine veda ederken kadro seçimindeki ve oyun taktik anlayışındaki yanlışlıklar bir anda neye uğradığımızı anlamadan elenmemize neden olmuştu. Nedense elenmiş bile olsak bu adamın takımın başında uzun yıllar kalmasını istemiştim. Akabinde UEFA Kupası,Türkiye Kupası ve Süper Lig şampiyonluğu kalan hedeflerdendi. UEFA kupasında alınan sonuçlar ve güzel futbol bir çok şeyi unutturmuş gibi oldu. Feldkamp'ın takıma tekrardan dahil olması işlerin karışması için yetmişti bile. Nasıl bir yönetim anlayışıdır anlamak mümkün değil tabi. Türkiye kupasından elendikten sonra kalan hedef UEFA ve Süper lig şampiyonlu acaba başarısız mı olacağız sorularına biraz daha hız katmıştır.

 Takım Skibbe ile yirmi bir hafta süper lig maçına çıktı. 43 gol attı ve kalesinde 28 gol gördü. Takım daha iyi hücüm yapıp yediğinden daha çok gol atıp galip gelebiliyordu. Bu maçların on bir tanesini iki ve daha fazla farkla kazandı. Lincoln'ü takıma kazandırmasını becerdi. Son Kocaelispor maçında Ali Sami Yen'de farklı mağlup olunca görevine son verildi. Yirmi birinci hafta sonunda Galatasaray otuz yedi puanla beşinci sıradaydı. Elbette Galatasaray için kötü bir sıralama. Bu haftaya kadar altı mağlubiyet alması takım için yaşanması zor anlardandı. Yalnız bu haftaya kadar Fener altı Beşiktaş dört Trabzon'un üç ve Sivasspor'un ise iki mağlubiyet alması şampiyonluğun kaçıp gitmediğini göstermekteydi.

Dediğim gibi şampiyonluğun daha bir yere gittiği yoktu. Tam bu dönemde Bülent Korkmaz devri başladı. Nede olsa efsane oyuncuydu. Hırslı, azimli ve çalışkandı. Bu özelliklerini takıma yansıtıp en azından ligi gerekli yerde tamamlayacağımızı düşünüyordum. Ama şunu da belirteyim daha önceki postlarda da belirtmiştim Skibbe'nin gönderilmesine karşıydım. Atak futbol Bülent hocayla yerini bir sıfır olsun bizim olsun anlayışına bıraktı. Hal böyle olunca avcumuzun içine aldığımız Hamburg maçı, Trabnzon maçı, Ankaraspor maçı, Hacettepe maçı,esir oynanan Eskişehir maçı vs.

Hedeflerden tek tek sapmak yakışmadı galatasaray'a. Bir futbolcunun takım için önemi büyükse ve onun olmadığı maçlarda pozisyon olarak sıkıntı yaşanıyorsa bazı şeylerden taviz verilmeliydi. Verilmedi. Ligi beşinci sırada tamamladı.

Aslında sözlerle olayları dallandırıp budaklandırmaya çok fazla gerek yok. Tüm herşey bu sezon için tesr gitti. Hatalarla dolu bir sezonu geride bırakmış olduk.

Artık önümüzdeki maçlara bakacağız.

1 Haz 2009

YA SEN OLMASAYDIN

Ne kaldı bu sezon elde. Galatasaray bu, sezondan bir şeyler kazanmış olmalı. İsmini bir yerlerde okutmak zorunda.

Tek tesellimiz Baros oldu. Bu sezon attığı 20 golle kral olmayı başardı. 

Tebrikler Mılan Baros.

DERİN BİR OHH ! ANTALYASPOR & ANKARAGÜCÜ

Süper lig de adımız asansör takıma çıkmıştı. İn çık in çık hem kendilerine yazık ediyorlardı hem de her zaman kendilerine destek vermeyi bir borç bilen taraftara.
Yine son hafta belirledi kimler kalıyor kimler gidiyoru. Soğuk terler döke döke takip ettik son haftayı. Maçların bitimine az süreler kala bir Konya düştü bir Gençler. Aman yine düşmeyelim derken geldi gol.
Bir zamanlar hiç bir iddası olmayan Gençler birliği bizi mağlup edip kümeye gönderirken son hafta Antalyaspor Ankaragücü karşısında gelerek süper ligde kalmasını sağladı Gençlerbirliği'nin. Sanırım futbolun güzelliği buralarda gizli.

Kimse alınmasın, kırılmasın ve kızmasın ama ligden düşen takımların taraftar desteği olmayanlar olsun isterdim ama olmadı. Bunların içinde Antalyaspor olmadığı için de Galatasaray'ın Avrupa kupalarına kalmasından daha çok sevindim. :))

Fotoğraflar ilk kez ve sadece burada, sizler için.

28 May 2009

BİR BU EKSİKTİ

Müthiş bir futbolculuk, harika bir kariyer, yaşanmış onlaraca mutlu an. Bir futbolcu tüm bunlardan başka ne isteyebilir ki. Şimdi kazanılmış onlarca kupaya bir yenisini, hiç olmayanını kariyerinin belki de sonlarında kazandı. Haketti. Tebrikler Thierry Henry.


27 May 2009

SON DÜELLO

Son vuruşlar, son bir nefes...

KİMLER GELDİ KİMLER GEÇTİ

Kim sevmez ki transfer sezonunun açılmasını. Gönül verdiği renklere daha hangi yeni yüzlerin katılacağını kim merak etmez ki. Her sezon yeni umutlara yelken açmaktır. Her yeni sezon umutların yeniden yeşermesidir. 

Bu süre zarfında bir çok oyuncu gelir gider kulüplerimize. Tabi ki medya araçılı ile. Dünyaca ünlü futbolcular günlük transfer olur. Okuduğumuz her transfer haberlerinden sonra bir sevinç bir çoşku kaplar içimizi. Yorumlar yaparız kendi kendimize;

* Vay be bu sezon fırtına gibi eseceğiz hem Avrupa kupalarında hem de Türkiye'de diye.

Nedense yazılan çizilen, gelen giden hep asılsız çıkar. Çok azdır yazılanlardan takımlarımıza transfer olunan futbolcu. Ama yine de güzeldir bu günler. Yalandan da olsa yaşadığımız mutluluklar.

Spor medyamıza teşekkür ederim bu mutlulukları bizlere yaşattıkları için. :))

26 May 2009

GALATASARAY & SİVASSPOR MAÇI BİLET FİYATLARI

Numaralı Grup 1 : 200 tl

Numaralı Grup 2 : 150 tl

Kapalı Alt Grup 1 : 200 tl

Kapalı Alt Grup 2 : 150 tl

Yeni Açık Alt : 30 tl

Yeni Açık Üst : 30 tl

Eski Açık : 30 tl

Bu bilet fiyatlarına rağmen maçın dolu tribünlere oynanacağını düşünmüyorum. 

Not:Maç günü Ali Sami Yen gişe fiyatları yukarıdaki fiyatlardan 3-13 tl arasında daha düşük şekilde satışa sunulacaktır.

Not: Biletler 27 Mayıs 2009 çarşamba günü satışa sunulacaktır.

Merak ediyorum kimler yuhulanıp kimler istifaya çağrılacak. 

25 May 2009

ARDA TURAN VE MAÇ SONU AÇIKLAMALARI


Büyük Kaptan'ı, Bülent Korkmaz'ı sevmeyen Galatasaray'lı saysan bir elin parmaklarını geçmez. Galatasaray forması üstünde bir çok başarıya imza atmış ve taraftarın kalbine taht kurmuştur. Bir takım için yirmi beş yıl ter akıtmak, o takımın başarısı için elinden gelen en iyi mücadeleyi her zaman oyuna yansıtmaya çalışmak taktir edilmek için yeter de artar bile.

Olmadı. Tutmadı on iki haftalık Galatasaray teknik adamlık görevi. Bu başarısız olmanın bir bahanesi ve gerekçesi belki vardır ama futbol lugatında yoktur. Teknik adam mantalitesi ve oyun okuma ve taktik anlayış özellikleri bu süre zarfında 6 galibiyet, 3 mağlubiyet, 3 beraberlik ve avrupa kupalarından elenme sonuçları getirdi Galatasaray'a. Aslında galip gelinen maçların bir çoğuda her an beraberlikla bitebilecek gibi sonuçlandı. 

Konuyu çok fazla dağıtmadan asıl konuya geçelim.

Asıl konu dün akşam oynanan Beşiktaş maçı sonrasında Arda Turan'ın verdiği röpörtaj. Evet ben buna taktım. Arda'ya Galatasaray Teknik direktörü Bülent Korkmaz hakkında sezon sonunda gönderilecek söylemleri olduğu konusunda fikirlerini almak için bir soru soruldu.

'' Onu çok seviyorum ve ona çok güveniyorum. En azından 6-7 hafta daha görevde kalmalı. Hem bu Galatasaray takımı 6-7 haftalık süreçte ne kadar kötü sonuçlar alabilir ki. Sonuçta 25 yıl Galatasaray'a hizmet etti. Herkes hata yapabilir''.

Şimdi bir takımın oyuncusunun böyle bir açıklama yapması ne kadar doğrudur. Yada ne kadar yanlıştır. Arda'nın hemen maç sonunda verilen röpörtajları konusunda sıkıntısı olduğunu düşünüyorum. Maç sonu sitresine çok fazla kapılıp nasıl demeçler vermesini gerektiğini tam olarak kestiremiyor.

Galatasaray kulübüne ait bir futbolcunun Teknik adam kalmalı mı gitmeli mi polemiğine bu denli katılmasını yanlış buluyorum. Tabi ki burda Arda'nın söylemleri son derece masumane Bülent Korkmaz'ı çok sevdiği için yapıyor ama yanlış açıklamalar bunlar.

Arda Turan nereye koşuyor... ?

22 May 2009

NE ARAMIŞTINIZ ?

Koca bir tarihin kazandırdıkları ve gurur tabloları. Futbolda sevmediğim bir felsefe vardır; ''Başarılıysan müzen kupalarla doludur''.

20 May 2009

ARTIK AĞLAMAK İÇİN GÖZYAŞIM YOK


Daha on bir yaşında. Aramızda geçen küçük bir takım tutma muhabbeti. Ders oldu bana.

Hangi takımı tutuyorsun ?

x takımı dedi ?

Peki nasıl sence senin takımın, başarılı mı ?

Bana kalsa hep başarılı en iyisi en büyüğü o. 

Tuttuğun takım yenilince üzülüyor musun ?  

Çok üzülüyorum... Önceleri ağlıyordum bile.

Şimdi ?

Artık ağlamıyorum. Hem ağlamak için de gözyaşım kalmadı.  

15 May 2009

HER BAHAR YENİ BİR UMUT

''Soyunma odasından çıkarken yükselen krampon sesleri ve birbirini maça motive etmeye çalışan futbolcuların sesleri, tiribünlerden yükselen taraftar seslerine karışırken kazanma hırsı yüklenmeli yüreklere''. 

Günümüz futbol anlayışında koşmayan, mücadele etmeyen ve futbol terimi ile yüreğini sahaya yansıtmayan futbol anlayışı kabul görmemekte.Ve buna istinaden de bu tarz futbolculara da artık yeteri kadar hoşgörü ile bakılmamakta. Özellikle Türkiye sahilinin sığ sularında yüzen futbol, yeterli yeteklere sahip olmadığı gibi eldeki yetenekleride derin sularda boğmaya çalışmaktadır. Belki bir Messi'nin Süper Lig'de mücadele ettiğini görmek zor, belki bu tarz yeteneklerin bizden çıkması için çok çalışmamız gerekecek ama bir Lincoln, Alex, Delgado yada ne bileyim mesela bir Yattara... bunları bu ligde barındırmak bu kadar zor mu ? Arda mesela mesela bir Semih vs. 

Futbol'un temel taşları oturtulmadan yönetmeye/yönetilmeye devam ediyoruz. Tartışılacak o kadar çok şey varken herkes bir anda sütten çıkmış ak kaşık oluyor. Gündemimiz bir anda Lincoln'ün top sektirerek ilerlemesi oluveriyor. Taraftar futbol adına zevk verici bu harekete alkışladığı için onlar bile (bizler) saygısız oluveriyoruz. Futbolu tartışmaktan çok bireysele vuruyoruz hep. Eski bir futbolcu, şimdilerde yorumcu olan bir büyüğümüz geçen haftalarda oynanan bir maçta çıkan kavgadan dolayı futbolcuları centilmenlik dışı bırakırken (terbiyesizlik), tesadüfen denk geldiğin bir programda 2000'li yıllarda oynanan eski bir maçta rakibine yaptığı son derece sert bir müdahaleden sonra oyunun hararetlenmesine neden olurken kendi yaptığı hareketleri unutuveriyor. Yeren taraf olduğumuz gibi öven taraf olmaktan son derece nefret ediyoruz. Sahip çıkmak kelimesini lügatımızdan çabucak çıkarıyoruz. 

Her takımın taraftarı neden tirübünleri doldur muyor, ligimize yeterince üst düzey futbolcu neden gelmiyor, stat ve tesislerimiz neden yetersiz, neden gerektiği gibi takımlarımız yönetilmiyoruz, on sekiz kişilik kadroya alınmayan ve maç eksiği olan, kondisyon düşüklüğü olan futbolcularımız neden statlarda oturuyor? vs vs vs... gibi daha onlarça çözüm bulmamız gereken sorunlar varken bireysel irdelemelerden kurtulamıyoruz.

Aslında bu söylediklerim yıllardan dile gelip hep üstü kapatılmış konular. Tekrar dile getirmenin bir zararı yoktur umarım. Umarım demek istediklerimi anlatabilmişimdir. Daldan dala oldu ama ne yaparsın körle yatan şaşı kalkar. :)  

14 May 2009

KAYBEDİLEN TEK ŞEY TÜRKİYE KUPASI OLSUN

Nedir Türkiye Kupasının Fenerbahçe ile zoru ? Neden 26 yıldır Fener müzesinde olmak istemez ? Kim kırdı kim küstürdü kupayı fener'e ? Bunca uzun aradan sonra bu sorulardan başka bir neden gelmiyor aklıma, kupanın kazanılamamasında. 82/83 sezonundan bu yana 6 kez final oynayıp eli boş ayrılmayı kupanın Fenerbahçe'ye küsmesinden başka bir şeye bağlayamıyorum. 

Fenerbahçe takımı ya Türkiye kupasını önemsemiyor ya da kaybedilen her finalden sonra önemsemiyoruz rolüne bürünüyorlar. Aslında dün akşam sarı lacivertli ekip maça iyi başladı. İlk dakikalarda daha iyi pas ve daha diri gözüküyordu. Yusuf'un beklenmedik bir anda aklını kullanarak vurduğu top birden gol oluverdi ve daha dakikalar altıyı gösteriyordu. Fenerbahçe'nin kupa maçlarında Volkan Babacan ile başlaması bu maçtada devam etti ve iki goldeki büyük hatası Fenerbahçe'nin ikinci kalecisi olamayacağını tekrar gösterdi. Guiza eşitliği sağlasada Tello'nun müthiş çabası Bobo'nun golleri ve Holosko'nun son sözünü dinlemek kaldı Fenerbahçe'ye.

Mustafa Denizli 1-2 kaybettiği maçın rövanşı niteliğindeki dün akşam ki maça farklı bir taktik anlayış ile başladı. Fenerbahçenin stoper eksikliğinde sağ bek oyuncucu Gökhan'ı stoper oynatmaya devam etmesini Mustafa hoca iyi analiz etmiş olacak ki Yusuf'u solda oynatmaya karar verdi. Bobo tek forvet gibi gözükürken arkasında müthiş futbolu ile Tello sağda Holosko solda Yusuf ile Fenerbahçenin 26 yıllık hasretini devam ettirdi.

Beşiktaş cephesinde bunlar yaşanırken Aragones'in taktik ve oyuncu anlayışı maçı kaybetmelerinin en büyük nedeni diye düşünüyorum. Maça Önder ve Lugano ikilisini stoperde oynatıp Gökhan'ı yine alışık olduğu kanatta oynatması, daha sonraki yaptığı değişikliklerde ise Uğuru çıkarıp Semih'i almasında yanlıştı. Uğur yerine Alex çıkmalıydı. Göbekten gelemediğin ortada tek seçenek kanatlardan atak geliştirmekti ama Uğur'un çıkmasıyla oda sona erdi. 

Maç 4-2 tamamlandıktan sonra dedim ki ; Aragones Fenerbahçe'de başarılarıyla anılmak istenmiyor.Yada yöneticilerden birisi Fenerbahçe'yi iyi anlamasında yeterince yardımcı olmamışlar. 

Tüm bunları bir kenara bırakıp taraftar açısından bakacak olursak kaybedilen bir türkiye kupası finali sonrasında hangi Fener taraftarına sorarsak soralım biz taraftarız çekeriz çefa ve bekleriz bir 26 yıl daha diyor. Peki ASLI GİBİ mi tartışılır. Yada ALIŞKANLIKTIR. 

13 May 2009

HAYAT BÖYLE GÜZEL

Kazanılan Türkiye kupası o zaman ki adıyla Federasyon kupası sonucu taraftarla paylaşılan sevinç. Nerdeee o günlerden kalan kırıntılar. Bu arada bu görüntüleri yaşatan takım kim ? Tahminler sizden.

İLK GÖREN PARMAK KALDIRSIN



Kolay değil, yaklaşık 26 yıllık özlem Türkiye kupası Fenerbahçe için. Şu anki kadrosunda bulunan bir çok futbolcunun hatırlamadığı bir zaman dilimi.

Son yılların en garip lig tablosuna şahit oluyoruz. Bitime  üç hafta kala şampiyonluk yarışı kadar Avrupa kupalarına katılma yarışı da bir soluk gidiyor. Uefa kupasına katılmak için işini şansa bırakmak istemeyecek olan Fenerbahçe kupanın bu akşam favorisi konumunda gibi gözükse de Beşiktaş ligde aldığı mağlubiyetin faturasını Fenerbahçeye yansıtmak isteyecektir.

Önce Antalyaspor'a konuk olacak olan sarı lacivertli ekip İstanbulda,kadiköyde konyasporu ağırlayacak akabinde ligin son maçında şampiyonluk umutlarını yeniden yeşerten Trabzonspor'a konuk olacak. Son üç maç ama belkide bir sezonun en zor üç maçı olacak. Bu maçları düşününce Türkiye kupasının ne denli önemli olduğu kaçınılmaz gerçek oluyor. 

Beşiktaş'ın kupayı fenerbahçe kadar çok istediğini düşünmüyorum. Tüm futbolcuların aklı Lig şampiyonluğunda olacaktır. Konsantrasyon eksikliği yaşayacaklarını düşünüyorum. Beşiktaş'ı maça hazırlayacak olan tek neden iki hafta önce inönüde alınan 2-1 lik fenerbahçe mağlubiyeti olabilir. Ama o hafta Sivasspor'un da mağlup olması bu teoriyide yıkmış oldu. En azından Fener mağlubiyeti şimdilik şampiyonluktan etmiş gözükmüyor.

Keyifli bir maç olacaktır diyelim ve 82-83 yılında kupayı alan Fenerbahçenin kadrosunu bir hatılatalım, hoş bende hatırlamıyorum ama kaynaklar sağolsun.


Güngör Tekin, Yaşar Duran, Selçuk Yula, Ibrahim Begovic, Zafer Dinçer, Arif Kocabıyık, Sertaç Olcayto, Sedat Karaoğul, Hasan Özdemir, K.Hasan, Alparslan Eratlı.

Özcan Kızıltan, Alper, Önder Çakar, Erdoğan Arıca, Müjdat Yetkiner, Can, Suat, Osman Denizci, İsmail, Metin.

11 May 2009

SAĞ BECK

Şimdi Efendim, bir yalan transfer haberi yada kendi içgüdüsel sezgilerlimle uydurduğum bir haber değil. Önce burada bir anlaşalım. Aslında bu tarz haberleri blog'da yayımlamaya karşıyım ama inanın beni heyecanlandırdığı için yazıyorum. Tabi ki bu haberin aslı astarı nedir henüz kesin bir bilgi mevcut değildir. Yalnız dün kanal 24 ekranlarında yayımlanan moderatör isimli programda son dakika haberi olarak futbolcu ile ön anlaşma yapıldığı söylendi. Bu transfer görüşmesinden programda konuk olan Galatasaray eski yönetici Aziz Üstel'de görüşmelerin doğru olduğunu onayladı.

Yıllardır sağ bek sıkıntısı yaşayan sarı kırmızı takıma büyük fayda sağlayacağı kesin. Gerçekleşirse yerinde bir transfer olur. 

28 Nis 2009

TARAFTAR OLMAK

Neden sevilir bu oyun ? Neden milyonları peşinden sürükler ? Gülümsetir bazen, bazen neden ağlatır ? Renkleri midir insanları birbirine düşüren ? İsminin uzunluğu mudur, yoksa kısalığı mı ? yoksa... Yoksa tesadüf bir öğreti midir ? Hani belki de sevinen taraf olmaktır anlık ? Belki komik ama kim bilir bir çukulata, bir gazozdur onu sevmeye neden. Belki erkekliltir, belki bir anlık zorlama. Kim hatırlıyor futbolala tanıştığı anı, onu sevdiğini, renkler için çok şey feda edeceğini... Kim hatırlar ?
Hiç bir kulüp yoktur bir taraftarın sevgisine layık. O küçük ama dağlar kadar büyük yüreğine nakış gibi işlerken futbol sevgisini kimin bu büyüyen sevgiden haberi vardır. Başarısılıklar sonunda dökülen onca gözyaşından kimin ne haberi vardır.

Taraftar olmak futbolcu olmaktan daha zor. Ülkemizde en küçükten en büyüğe kadar herkesin futbol adına söyleyeceği bir çok şey vardır. Ülkemizde futbolu herkes kendince çok iyi bilir. ( o insanların arasında bende varım) Futbolcu olmak bir meslektir. Ekmeğinizi futboldan kazanırsanız bir meslek haline çoktan gelmiştir. Yağmur çamur, uzak yakın, dağ tepe demeden her maçta takımın galibiyeti için elinden gelenin en iyisinin yapmaya çalışan taraftar ne kazanıyor ? Ne kazanıyor biliyor musunuz ? galibiyet sonunda anlık mutluluk, mağlubiyet sonunda ise bir sonraki maça kadar hüzün kazanıyor. Taraftarın mağlubiyet sonunda moral depolayacak bir terapisti yoktur. Stad ışıkları sönünceye kadar koltuğunda ağlar kalmışken omuzundan tutup teselli verecek kimsesi de yoktur. Gururu vardır elinde ve kalbinde futbol aşkı. Bana bunlara layık bir futbol takımı gösterin.

Herkes bilir, bir annenin yada babanın evladına öfkesi çabuk biter. Söner gider. işte aynen bunun gibi taraftarın takımına öfkesi de hemen geçer. Ağlara takılacak bir top gönülleri fetheder. Budur taraftarın ilacı. Sadık kalması en asil duygusudur, taraftarın.
Futbol benim gözümde karşılığı olmayan bir aşktır. Hiçbir karşılık beklemeden bir ömür boyu katlanılır. Belki de taraftar olmak bundan dolayı güzel.

Tüm olumsuzlukara rağmen '' ulan futbol seviyoruz seni''.

22 Nis 2009

KOMŞUYA ATEŞ DÜŞTÜ

Aynı senaryoyu tekrar oynamak bu kez oyunculara ters geldi. İki yıldır ne kendi evinde ne de komşu evde bir türlü istediği sonucu alamıyordu Santiago'nun savaşçıları. Komşu hep bunları terslemişti.

Neden bilmiyorum ama Real'in şampiyon olmasını daha çok istiyorum. Maçın son dakikalarına mağlup girerken Getafe'nin şampiyonluk yoluna taşlar serdiğini düşünmeye balamışken kazanılan bir frikik sonunda kardeşime döndüm ve şunları söyledim: '' Bu frikik atışını Guti gole çevirise kalan süre içinde Higuain tekrar sahneye çıkar ve maçı Real alır'' demiştim. Biz tam bu muhabbeti döndürüken bir kontra atak ve penaltı ve Pepe'nin insanlık dışı hareketi. Biraz önceki kurduğum tüm cümleler boşa gitmişti o an için. Kaçan penaltı ve o muhteşem son dakika golu.Golün adı Higuain olunca kardeşimle göz göze gelmek kaçınılmaz olmuştu.

Maçın özeti, Higuain Madrid'e yerini sağlama aldı ve kahraman oldu, Pepe İspanya'da cani olarak hafızalarda kaldı.

6 Haz 2009

BORDO MAVİ VS TEKNİK DİREKTÖR SORUNU

Trabzonspor futbol takımı yıllardır kayda değer bir başarı yakalayamadı. Bu başarısızlığı her zaman sineye çeken taraftar bu kez sesini yükseltti ve anlaşma sağlanan Samet Aybaba ile yollar ayrıldı.

Şimdi Trabzonspor'un Teknik direktör olarak takımın başına getirdiği isimlere bir bakalım genelde aynı isimler üzerinde karar kırıldığını ve bu isimlerin % 95 yerli antrönerlerden olduğunu görebiliriz.
2000/01 sezonundan itibaren aldığım bu teknik direktörler tabloda 2003 ve 2004 yılında aldığı Türkiye kupasından başka bir kupa kazandıramamışlar. Takım eski havasından yıllardır çok uzakta. Halen dört büyük olarak anılan takım artık gözümde anadolu takımlarımızdan birisi haline gelmiştir.

Yönetimin yıllardır çözüm bulamadığı ve artık kanayan bir yara haline gelen ve hatta kabuk bağlayamayacak durum da olan yanlış teknik direktör seçimine bir son vermeli.

5 Haz 2009

SARI KIRMIZI RİJKAARD

Bizi izlemeye devam edin...

REKLAMLAR!!!



tırt yerel radyoların ''reklamlar bittiii'' mottosu gibi, ''reklamlar!!!'' diye girdik ama kusrumuza bakılmasın.:) basketçi ağabeylerimizden steve nash ve karşısındakiler... afiyetle izleyiniz.

3 Haz 2009

SÖZ ŞİMDİ GAZETELERDE



Ülkemizde futbolun en güzel yanlarından biri de,genelde şu günlerde başlayan ve yaz boyunca hayatımıza renk ve neşe katan asılsız transfer haberleridir.Hangi yıldız futbolcular getirilmez ki bu dönemde ülkemize.Hem de manşetleri süsler alengirli sözcük gruplarıyla.Sen ol da o manşetleri görüp de o gazeteyi alma(o biraz zor).O gazeteyi alırken haberin asıl olup olmaması önemli değildir bu zaman zarfında.Şeytanında dürtmesiyle o gazeteler alınır güzelce serin bir yere konuşlandıktan sonra soğuk meşrubat eşliğinde aheste aheste okunur.Ülkemizde her sene geleneksel olarak yaşanan bu aylara yine şanına yakışır bir başlangıç yapıldı.

Hepimize hayırlı olsun.Yılın bu aylarında futbol ve spor bir başka güzel.

SON DAKİKA !!!

2000 yılından bu yana yaklaşık 8/9 teknik direktör değiştiren Galatasaray son olarak Bülent Korkmaz'ı da listeye dahil etti ve görevine son verdi. Açıklamada istifa sunmasından bahsediliyor. İnananlar el kaldırsın...

KÖLN & SKİBBE

Köln'de Daum'dan boşalan teknik adam koltuğuna Türkcell Süper Lin'in 21. haftasında görevine son verilen Galatasaray'ın eski teknik direktörü Skibbe getirilmek üzere. Alman spor medyası transfer haberini doğrularken tarafların anlaşmak üzere olduğunu yazdı. 

2 Haz 2009

KİM ÇIKIP YALANLAYACAK

Transfer, denize düşen yılana sarılır misali olmamalı. Mevki transferinden yana oldum hep. Gerekli yerlere gerektiği zaman yapılmalı. Bu yıl tutmadı hadi güle güle, biz her yıl başarılı olmalıyız seninle olmadı kendine takım bul demek en kolayımıza geliyor. Kulüplerimiz çok zengin ya kimsenin borçu yok. Haklılar aslında ülkemize gelen futbolcular yada teknik adamlar yüksek fiyatlardan dolayı geliyor.

Şimdi asıl konu şu; Christoph Daum'un tekrar Fenerbahçe ile anlaşmaya vardığı haberleri. Daum Fener'e 6 Haziran 2003 yılında 1 yıl opsiyonlu 3 yıl sözleşme imzalamıştı. Kaldığı sezonda 2003/2004 - 2004/2005 yıllarında üst üste takımı şampiyon yaptı. Tam 3 yıl üst üste yapacakken ramak kalmışken son maçta Denizli ile berabere kalınca takımdan gitti. Şimdi bu Daum'a kim başarısız diyebilir ki. O zaman Daum ile yolları ayıran Fenerbahçe kulübünün başkanı halen başkan ve yine Daum'la anlaştı haberleri tüm manşetlerde. Peki neden gönderildi ki. Kendisi mi gitti ? Peki neden izin verildi ? Yada tekrardan neden anlaşılıyor. Aynı şeyleri zamanında Galatasaray'da yapmıştı. Lucescu ile şampiyon olduktan sonra görevine son verip Fatih Terim ile anlaşılmıştı. Sanırım yakın zamanda Lucescu'ya tekrar teklif götürüldü.

Bir teknik adamdan geldi andan itibaren büyük başarılar beklemek çok yanlış. Her zaman olduğu gibi takımlarımızın transfer anlayışları anlamak çok güç. Eğer anlaşma sağlanmış ise Fener için hayırlı olur daha ne diyelim.  

SKİBBE İLE GİDEN ŞAMPİYONLUK

Biliyorum sürekli aynı yemeği ısıtıp ısıtıp önünüze sunmak midenizi bozmaya başladı.

Yönetim başarısız oldu ve bunu kabul etti. Türkiye'nin en iyi kadrosuna sahip takımsın. Ve ben bunu biraz daha ileri götürüp Avrupanın üst düzey liglerinin birinde iyi bir sıralamada bulunacağını düşünüyorum. Yönetmek/yönetmeyi bilmek futbolun en temel taşıdır.Hele hedefleri her zaman yüksek olan bir takım içinde yönetimse o bambaşka bir yönetici becerisi gerektirmektedir.

Lig ve Avrupa kupaları hedefine başlamadan önce,ki Galatasaray'ın öncelik hedefi Avrupa kupaları olmalı,teknik adam ve gerekli bölgelere gerekli futbolcu eksiklikleri ile başladı Galatasaray. Skibbe getirildi önce. Akıllarda onlarca soru işareti oluşturdu bir anda. Daha sezona başlamadan Galatasaray için yeterli mi ? diye kendi kendimize sormaya başladık. Şampiyonlar ligine veda ederken kadro seçimindeki ve oyun taktik anlayışındaki yanlışlıklar bir anda neye uğradığımızı anlamadan elenmemize neden olmuştu. Nedense elenmiş bile olsak bu adamın takımın başında uzun yıllar kalmasını istemiştim. Akabinde UEFA Kupası,Türkiye Kupası ve Süper Lig şampiyonluğu kalan hedeflerdendi. UEFA kupasında alınan sonuçlar ve güzel futbol bir çok şeyi unutturmuş gibi oldu. Feldkamp'ın takıma tekrardan dahil olması işlerin karışması için yetmişti bile. Nasıl bir yönetim anlayışıdır anlamak mümkün değil tabi. Türkiye kupasından elendikten sonra kalan hedef UEFA ve Süper lig şampiyonlu acaba başarısız mı olacağız sorularına biraz daha hız katmıştır.

 Takım Skibbe ile yirmi bir hafta süper lig maçına çıktı. 43 gol attı ve kalesinde 28 gol gördü. Takım daha iyi hücüm yapıp yediğinden daha çok gol atıp galip gelebiliyordu. Bu maçların on bir tanesini iki ve daha fazla farkla kazandı. Lincoln'ü takıma kazandırmasını becerdi. Son Kocaelispor maçında Ali Sami Yen'de farklı mağlup olunca görevine son verildi. Yirmi birinci hafta sonunda Galatasaray otuz yedi puanla beşinci sıradaydı. Elbette Galatasaray için kötü bir sıralama. Bu haftaya kadar altı mağlubiyet alması takım için yaşanması zor anlardandı. Yalnız bu haftaya kadar Fener altı Beşiktaş dört Trabzon'un üç ve Sivasspor'un ise iki mağlubiyet alması şampiyonluğun kaçıp gitmediğini göstermekteydi.

Dediğim gibi şampiyonluğun daha bir yere gittiği yoktu. Tam bu dönemde Bülent Korkmaz devri başladı. Nede olsa efsane oyuncuydu. Hırslı, azimli ve çalışkandı. Bu özelliklerini takıma yansıtıp en azından ligi gerekli yerde tamamlayacağımızı düşünüyordum. Ama şunu da belirteyim daha önceki postlarda da belirtmiştim Skibbe'nin gönderilmesine karşıydım. Atak futbol Bülent hocayla yerini bir sıfır olsun bizim olsun anlayışına bıraktı. Hal böyle olunca avcumuzun içine aldığımız Hamburg maçı, Trabnzon maçı, Ankaraspor maçı, Hacettepe maçı,esir oynanan Eskişehir maçı vs.

Hedeflerden tek tek sapmak yakışmadı galatasaray'a. Bir futbolcunun takım için önemi büyükse ve onun olmadığı maçlarda pozisyon olarak sıkıntı yaşanıyorsa bazı şeylerden taviz verilmeliydi. Verilmedi. Ligi beşinci sırada tamamladı.

Aslında sözlerle olayları dallandırıp budaklandırmaya çok fazla gerek yok. Tüm herşey bu sezon için tesr gitti. Hatalarla dolu bir sezonu geride bırakmış olduk.

Artık önümüzdeki maçlara bakacağız.

1 Haz 2009

YA SEN OLMASAYDIN

Ne kaldı bu sezon elde. Galatasaray bu, sezondan bir şeyler kazanmış olmalı. İsmini bir yerlerde okutmak zorunda.

Tek tesellimiz Baros oldu. Bu sezon attığı 20 golle kral olmayı başardı. 

Tebrikler Mılan Baros.

DERİN BİR OHH ! ANTALYASPOR & ANKARAGÜCÜ

Süper lig de adımız asansör takıma çıkmıştı. İn çık in çık hem kendilerine yazık ediyorlardı hem de her zaman kendilerine destek vermeyi bir borç bilen taraftara.
Yine son hafta belirledi kimler kalıyor kimler gidiyoru. Soğuk terler döke döke takip ettik son haftayı. Maçların bitimine az süreler kala bir Konya düştü bir Gençler. Aman yine düşmeyelim derken geldi gol.
Bir zamanlar hiç bir iddası olmayan Gençler birliği bizi mağlup edip kümeye gönderirken son hafta Antalyaspor Ankaragücü karşısında gelerek süper ligde kalmasını sağladı Gençlerbirliği'nin. Sanırım futbolun güzelliği buralarda gizli.

Kimse alınmasın, kırılmasın ve kızmasın ama ligden düşen takımların taraftar desteği olmayanlar olsun isterdim ama olmadı. Bunların içinde Antalyaspor olmadığı için de Galatasaray'ın Avrupa kupalarına kalmasından daha çok sevindim. :))

Fotoğraflar ilk kez ve sadece burada, sizler için.

28 May 2009

BİR BU EKSİKTİ

Müthiş bir futbolculuk, harika bir kariyer, yaşanmış onlaraca mutlu an. Bir futbolcu tüm bunlardan başka ne isteyebilir ki. Şimdi kazanılmış onlarca kupaya bir yenisini, hiç olmayanını kariyerinin belki de sonlarında kazandı. Haketti. Tebrikler Thierry Henry.


27 May 2009

SON DÜELLO

Son vuruşlar, son bir nefes...

KİMLER GELDİ KİMLER GEÇTİ

Kim sevmez ki transfer sezonunun açılmasını. Gönül verdiği renklere daha hangi yeni yüzlerin katılacağını kim merak etmez ki. Her sezon yeni umutlara yelken açmaktır. Her yeni sezon umutların yeniden yeşermesidir. 

Bu süre zarfında bir çok oyuncu gelir gider kulüplerimize. Tabi ki medya araçılı ile. Dünyaca ünlü futbolcular günlük transfer olur. Okuduğumuz her transfer haberlerinden sonra bir sevinç bir çoşku kaplar içimizi. Yorumlar yaparız kendi kendimize;

* Vay be bu sezon fırtına gibi eseceğiz hem Avrupa kupalarında hem de Türkiye'de diye.

Nedense yazılan çizilen, gelen giden hep asılsız çıkar. Çok azdır yazılanlardan takımlarımıza transfer olunan futbolcu. Ama yine de güzeldir bu günler. Yalandan da olsa yaşadığımız mutluluklar.

Spor medyamıza teşekkür ederim bu mutlulukları bizlere yaşattıkları için. :))

26 May 2009

GALATASARAY & SİVASSPOR MAÇI BİLET FİYATLARI

Numaralı Grup 1 : 200 tl

Numaralı Grup 2 : 150 tl

Kapalı Alt Grup 1 : 200 tl

Kapalı Alt Grup 2 : 150 tl

Yeni Açık Alt : 30 tl

Yeni Açık Üst : 30 tl

Eski Açık : 30 tl

Bu bilet fiyatlarına rağmen maçın dolu tribünlere oynanacağını düşünmüyorum. 

Not:Maç günü Ali Sami Yen gişe fiyatları yukarıdaki fiyatlardan 3-13 tl arasında daha düşük şekilde satışa sunulacaktır.

Not: Biletler 27 Mayıs 2009 çarşamba günü satışa sunulacaktır.

Merak ediyorum kimler yuhulanıp kimler istifaya çağrılacak. 

25 May 2009

ARDA TURAN VE MAÇ SONU AÇIKLAMALARI


Büyük Kaptan'ı, Bülent Korkmaz'ı sevmeyen Galatasaray'lı saysan bir elin parmaklarını geçmez. Galatasaray forması üstünde bir çok başarıya imza atmış ve taraftarın kalbine taht kurmuştur. Bir takım için yirmi beş yıl ter akıtmak, o takımın başarısı için elinden gelen en iyi mücadeleyi her zaman oyuna yansıtmaya çalışmak taktir edilmek için yeter de artar bile.

Olmadı. Tutmadı on iki haftalık Galatasaray teknik adamlık görevi. Bu başarısız olmanın bir bahanesi ve gerekçesi belki vardır ama futbol lugatında yoktur. Teknik adam mantalitesi ve oyun okuma ve taktik anlayış özellikleri bu süre zarfında 6 galibiyet, 3 mağlubiyet, 3 beraberlik ve avrupa kupalarından elenme sonuçları getirdi Galatasaray'a. Aslında galip gelinen maçların bir çoğuda her an beraberlikla bitebilecek gibi sonuçlandı. 

Konuyu çok fazla dağıtmadan asıl konuya geçelim.

Asıl konu dün akşam oynanan Beşiktaş maçı sonrasında Arda Turan'ın verdiği röpörtaj. Evet ben buna taktım. Arda'ya Galatasaray Teknik direktörü Bülent Korkmaz hakkında sezon sonunda gönderilecek söylemleri olduğu konusunda fikirlerini almak için bir soru soruldu.

'' Onu çok seviyorum ve ona çok güveniyorum. En azından 6-7 hafta daha görevde kalmalı. Hem bu Galatasaray takımı 6-7 haftalık süreçte ne kadar kötü sonuçlar alabilir ki. Sonuçta 25 yıl Galatasaray'a hizmet etti. Herkes hata yapabilir''.

Şimdi bir takımın oyuncusunun böyle bir açıklama yapması ne kadar doğrudur. Yada ne kadar yanlıştır. Arda'nın hemen maç sonunda verilen röpörtajları konusunda sıkıntısı olduğunu düşünüyorum. Maç sonu sitresine çok fazla kapılıp nasıl demeçler vermesini gerektiğini tam olarak kestiremiyor.

Galatasaray kulübüne ait bir futbolcunun Teknik adam kalmalı mı gitmeli mi polemiğine bu denli katılmasını yanlış buluyorum. Tabi ki burda Arda'nın söylemleri son derece masumane Bülent Korkmaz'ı çok sevdiği için yapıyor ama yanlış açıklamalar bunlar.

Arda Turan nereye koşuyor... ?

22 May 2009

NE ARAMIŞTINIZ ?

Koca bir tarihin kazandırdıkları ve gurur tabloları. Futbolda sevmediğim bir felsefe vardır; ''Başarılıysan müzen kupalarla doludur''.

20 May 2009

ARTIK AĞLAMAK İÇİN GÖZYAŞIM YOK


Daha on bir yaşında. Aramızda geçen küçük bir takım tutma muhabbeti. Ders oldu bana.

Hangi takımı tutuyorsun ?

x takımı dedi ?

Peki nasıl sence senin takımın, başarılı mı ?

Bana kalsa hep başarılı en iyisi en büyüğü o. 

Tuttuğun takım yenilince üzülüyor musun ?  

Çok üzülüyorum... Önceleri ağlıyordum bile.

Şimdi ?

Artık ağlamıyorum. Hem ağlamak için de gözyaşım kalmadı.  

15 May 2009

HER BAHAR YENİ BİR UMUT

''Soyunma odasından çıkarken yükselen krampon sesleri ve birbirini maça motive etmeye çalışan futbolcuların sesleri, tiribünlerden yükselen taraftar seslerine karışırken kazanma hırsı yüklenmeli yüreklere''. 

Günümüz futbol anlayışında koşmayan, mücadele etmeyen ve futbol terimi ile yüreğini sahaya yansıtmayan futbol anlayışı kabul görmemekte.Ve buna istinaden de bu tarz futbolculara da artık yeteri kadar hoşgörü ile bakılmamakta. Özellikle Türkiye sahilinin sığ sularında yüzen futbol, yeterli yeteklere sahip olmadığı gibi eldeki yetenekleride derin sularda boğmaya çalışmaktadır. Belki bir Messi'nin Süper Lig'de mücadele ettiğini görmek zor, belki bu tarz yeteneklerin bizden çıkması için çok çalışmamız gerekecek ama bir Lincoln, Alex, Delgado yada ne bileyim mesela bir Yattara... bunları bu ligde barındırmak bu kadar zor mu ? Arda mesela mesela bir Semih vs. 

Futbol'un temel taşları oturtulmadan yönetmeye/yönetilmeye devam ediyoruz. Tartışılacak o kadar çok şey varken herkes bir anda sütten çıkmış ak kaşık oluyor. Gündemimiz bir anda Lincoln'ün top sektirerek ilerlemesi oluveriyor. Taraftar futbol adına zevk verici bu harekete alkışladığı için onlar bile (bizler) saygısız oluveriyoruz. Futbolu tartışmaktan çok bireysele vuruyoruz hep. Eski bir futbolcu, şimdilerde yorumcu olan bir büyüğümüz geçen haftalarda oynanan bir maçta çıkan kavgadan dolayı futbolcuları centilmenlik dışı bırakırken (terbiyesizlik), tesadüfen denk geldiğin bir programda 2000'li yıllarda oynanan eski bir maçta rakibine yaptığı son derece sert bir müdahaleden sonra oyunun hararetlenmesine neden olurken kendi yaptığı hareketleri unutuveriyor. Yeren taraf olduğumuz gibi öven taraf olmaktan son derece nefret ediyoruz. Sahip çıkmak kelimesini lügatımızdan çabucak çıkarıyoruz. 

Her takımın taraftarı neden tirübünleri doldur muyor, ligimize yeterince üst düzey futbolcu neden gelmiyor, stat ve tesislerimiz neden yetersiz, neden gerektiği gibi takımlarımız yönetilmiyoruz, on sekiz kişilik kadroya alınmayan ve maç eksiği olan, kondisyon düşüklüğü olan futbolcularımız neden statlarda oturuyor? vs vs vs... gibi daha onlarça çözüm bulmamız gereken sorunlar varken bireysel irdelemelerden kurtulamıyoruz.

Aslında bu söylediklerim yıllardan dile gelip hep üstü kapatılmış konular. Tekrar dile getirmenin bir zararı yoktur umarım. Umarım demek istediklerimi anlatabilmişimdir. Daldan dala oldu ama ne yaparsın körle yatan şaşı kalkar. :)  

14 May 2009

KAYBEDİLEN TEK ŞEY TÜRKİYE KUPASI OLSUN

Nedir Türkiye Kupasının Fenerbahçe ile zoru ? Neden 26 yıldır Fener müzesinde olmak istemez ? Kim kırdı kim küstürdü kupayı fener'e ? Bunca uzun aradan sonra bu sorulardan başka bir neden gelmiyor aklıma, kupanın kazanılamamasında. 82/83 sezonundan bu yana 6 kez final oynayıp eli boş ayrılmayı kupanın Fenerbahçe'ye küsmesinden başka bir şeye bağlayamıyorum. 

Fenerbahçe takımı ya Türkiye kupasını önemsemiyor ya da kaybedilen her finalden sonra önemsemiyoruz rolüne bürünüyorlar. Aslında dün akşam sarı lacivertli ekip maça iyi başladı. İlk dakikalarda daha iyi pas ve daha diri gözüküyordu. Yusuf'un beklenmedik bir anda aklını kullanarak vurduğu top birden gol oluverdi ve daha dakikalar altıyı gösteriyordu. Fenerbahçe'nin kupa maçlarında Volkan Babacan ile başlaması bu maçtada devam etti ve iki goldeki büyük hatası Fenerbahçe'nin ikinci kalecisi olamayacağını tekrar gösterdi. Guiza eşitliği sağlasada Tello'nun müthiş çabası Bobo'nun golleri ve Holosko'nun son sözünü dinlemek kaldı Fenerbahçe'ye.

Mustafa Denizli 1-2 kaybettiği maçın rövanşı niteliğindeki dün akşam ki maça farklı bir taktik anlayış ile başladı. Fenerbahçenin stoper eksikliğinde sağ bek oyuncucu Gökhan'ı stoper oynatmaya devam etmesini Mustafa hoca iyi analiz etmiş olacak ki Yusuf'u solda oynatmaya karar verdi. Bobo tek forvet gibi gözükürken arkasında müthiş futbolu ile Tello sağda Holosko solda Yusuf ile Fenerbahçenin 26 yıllık hasretini devam ettirdi.

Beşiktaş cephesinde bunlar yaşanırken Aragones'in taktik ve oyuncu anlayışı maçı kaybetmelerinin en büyük nedeni diye düşünüyorum. Maça Önder ve Lugano ikilisini stoperde oynatıp Gökhan'ı yine alışık olduğu kanatta oynatması, daha sonraki yaptığı değişikliklerde ise Uğuru çıkarıp Semih'i almasında yanlıştı. Uğur yerine Alex çıkmalıydı. Göbekten gelemediğin ortada tek seçenek kanatlardan atak geliştirmekti ama Uğur'un çıkmasıyla oda sona erdi. 

Maç 4-2 tamamlandıktan sonra dedim ki ; Aragones Fenerbahçe'de başarılarıyla anılmak istenmiyor.Yada yöneticilerden birisi Fenerbahçe'yi iyi anlamasında yeterince yardımcı olmamışlar. 

Tüm bunları bir kenara bırakıp taraftar açısından bakacak olursak kaybedilen bir türkiye kupası finali sonrasında hangi Fener taraftarına sorarsak soralım biz taraftarız çekeriz çefa ve bekleriz bir 26 yıl daha diyor. Peki ASLI GİBİ mi tartışılır. Yada ALIŞKANLIKTIR. 

13 May 2009

HAYAT BÖYLE GÜZEL

Kazanılan Türkiye kupası o zaman ki adıyla Federasyon kupası sonucu taraftarla paylaşılan sevinç. Nerdeee o günlerden kalan kırıntılar. Bu arada bu görüntüleri yaşatan takım kim ? Tahminler sizden.

İLK GÖREN PARMAK KALDIRSIN



Kolay değil, yaklaşık 26 yıllık özlem Türkiye kupası Fenerbahçe için. Şu anki kadrosunda bulunan bir çok futbolcunun hatırlamadığı bir zaman dilimi.

Son yılların en garip lig tablosuna şahit oluyoruz. Bitime  üç hafta kala şampiyonluk yarışı kadar Avrupa kupalarına katılma yarışı da bir soluk gidiyor. Uefa kupasına katılmak için işini şansa bırakmak istemeyecek olan Fenerbahçe kupanın bu akşam favorisi konumunda gibi gözükse de Beşiktaş ligde aldığı mağlubiyetin faturasını Fenerbahçeye yansıtmak isteyecektir.

Önce Antalyaspor'a konuk olacak olan sarı lacivertli ekip İstanbulda,kadiköyde konyasporu ağırlayacak akabinde ligin son maçında şampiyonluk umutlarını yeniden yeşerten Trabzonspor'a konuk olacak. Son üç maç ama belkide bir sezonun en zor üç maçı olacak. Bu maçları düşününce Türkiye kupasının ne denli önemli olduğu kaçınılmaz gerçek oluyor. 

Beşiktaş'ın kupayı fenerbahçe kadar çok istediğini düşünmüyorum. Tüm futbolcuların aklı Lig şampiyonluğunda olacaktır. Konsantrasyon eksikliği yaşayacaklarını düşünüyorum. Beşiktaş'ı maça hazırlayacak olan tek neden iki hafta önce inönüde alınan 2-1 lik fenerbahçe mağlubiyeti olabilir. Ama o hafta Sivasspor'un da mağlup olması bu teoriyide yıkmış oldu. En azından Fener mağlubiyeti şimdilik şampiyonluktan etmiş gözükmüyor.

Keyifli bir maç olacaktır diyelim ve 82-83 yılında kupayı alan Fenerbahçenin kadrosunu bir hatılatalım, hoş bende hatırlamıyorum ama kaynaklar sağolsun.


Güngör Tekin, Yaşar Duran, Selçuk Yula, Ibrahim Begovic, Zafer Dinçer, Arif Kocabıyık, Sertaç Olcayto, Sedat Karaoğul, Hasan Özdemir, K.Hasan, Alparslan Eratlı.

Özcan Kızıltan, Alper, Önder Çakar, Erdoğan Arıca, Müjdat Yetkiner, Can, Suat, Osman Denizci, İsmail, Metin.

11 May 2009

SAĞ BECK

Şimdi Efendim, bir yalan transfer haberi yada kendi içgüdüsel sezgilerlimle uydurduğum bir haber değil. Önce burada bir anlaşalım. Aslında bu tarz haberleri blog'da yayımlamaya karşıyım ama inanın beni heyecanlandırdığı için yazıyorum. Tabi ki bu haberin aslı astarı nedir henüz kesin bir bilgi mevcut değildir. Yalnız dün kanal 24 ekranlarında yayımlanan moderatör isimli programda son dakika haberi olarak futbolcu ile ön anlaşma yapıldığı söylendi. Bu transfer görüşmesinden programda konuk olan Galatasaray eski yönetici Aziz Üstel'de görüşmelerin doğru olduğunu onayladı.

Yıllardır sağ bek sıkıntısı yaşayan sarı kırmızı takıma büyük fayda sağlayacağı kesin. Gerçekleşirse yerinde bir transfer olur. 

28 Nis 2009

TARAFTAR OLMAK

Neden sevilir bu oyun ? Neden milyonları peşinden sürükler ? Gülümsetir bazen, bazen neden ağlatır ? Renkleri midir insanları birbirine düşüren ? İsminin uzunluğu mudur, yoksa kısalığı mı ? yoksa... Yoksa tesadüf bir öğreti midir ? Hani belki de sevinen taraf olmaktır anlık ? Belki komik ama kim bilir bir çukulata, bir gazozdur onu sevmeye neden. Belki erkekliltir, belki bir anlık zorlama. Kim hatırlıyor futbolala tanıştığı anı, onu sevdiğini, renkler için çok şey feda edeceğini... Kim hatırlar ?
Hiç bir kulüp yoktur bir taraftarın sevgisine layık. O küçük ama dağlar kadar büyük yüreğine nakış gibi işlerken futbol sevgisini kimin bu büyüyen sevgiden haberi vardır. Başarısılıklar sonunda dökülen onca gözyaşından kimin ne haberi vardır.

Taraftar olmak futbolcu olmaktan daha zor. Ülkemizde en küçükten en büyüğe kadar herkesin futbol adına söyleyeceği bir çok şey vardır. Ülkemizde futbolu herkes kendince çok iyi bilir. ( o insanların arasında bende varım) Futbolcu olmak bir meslektir. Ekmeğinizi futboldan kazanırsanız bir meslek haline çoktan gelmiştir. Yağmur çamur, uzak yakın, dağ tepe demeden her maçta takımın galibiyeti için elinden gelenin en iyisinin yapmaya çalışan taraftar ne kazanıyor ? Ne kazanıyor biliyor musunuz ? galibiyet sonunda anlık mutluluk, mağlubiyet sonunda ise bir sonraki maça kadar hüzün kazanıyor. Taraftarın mağlubiyet sonunda moral depolayacak bir terapisti yoktur. Stad ışıkları sönünceye kadar koltuğunda ağlar kalmışken omuzundan tutup teselli verecek kimsesi de yoktur. Gururu vardır elinde ve kalbinde futbol aşkı. Bana bunlara layık bir futbol takımı gösterin.

Herkes bilir, bir annenin yada babanın evladına öfkesi çabuk biter. Söner gider. işte aynen bunun gibi taraftarın takımına öfkesi de hemen geçer. Ağlara takılacak bir top gönülleri fetheder. Budur taraftarın ilacı. Sadık kalması en asil duygusudur, taraftarın.
Futbol benim gözümde karşılığı olmayan bir aşktır. Hiçbir karşılık beklemeden bir ömür boyu katlanılır. Belki de taraftar olmak bundan dolayı güzel.

Tüm olumsuzlukara rağmen '' ulan futbol seviyoruz seni''.

22 Nis 2009

KOMŞUYA ATEŞ DÜŞTÜ

Aynı senaryoyu tekrar oynamak bu kez oyunculara ters geldi. İki yıldır ne kendi evinde ne de komşu evde bir türlü istediği sonucu alamıyordu Santiago'nun savaşçıları. Komşu hep bunları terslemişti.

Neden bilmiyorum ama Real'in şampiyon olmasını daha çok istiyorum. Maçın son dakikalarına mağlup girerken Getafe'nin şampiyonluk yoluna taşlar serdiğini düşünmeye balamışken kazanılan bir frikik sonunda kardeşime döndüm ve şunları söyledim: '' Bu frikik atışını Guti gole çevirise kalan süre içinde Higuain tekrar sahneye çıkar ve maçı Real alır'' demiştim. Biz tam bu muhabbeti döndürüken bir kontra atak ve penaltı ve Pepe'nin insanlık dışı hareketi. Biraz önceki kurduğum tüm cümleler boşa gitmişti o an için. Kaçan penaltı ve o muhteşem son dakika golu.Golün adı Higuain olunca kardeşimle göz göze gelmek kaçınılmaz olmuştu.

Maçın özeti, Higuain Madrid'e yerini sağlama aldı ve kahraman oldu, Pepe İspanya'da cani olarak hafızalarda kaldı.